Kitabı okurken düşünebildiğim tek şey, keşke benim de gece yarısı gidip, farklı hayatlarımı yaşayabildiğim bir kütüphanem olsaydı. Farklı hayatları deneyimlemeyi, tabiri caizse hayattan hayata zıplamayı o kadar çok isterdim ki. Sonsuz ihtimaller havuzundan canımın istediği gibi bir hayatı seçip bir anlığına da olsa o hayatta yaşamayı…
Belki de kitapta da dediği gibi “öğrenmenin tek yolu yaşamaktır” yaşayalım o halde biraz burada biraz da kafamızın içindeki kütüphanede… Yaşayarak öğrenelim her şeyi.
Her yaşam milyonlarca seçim ihtiva eder. Kimi büyük, kimi küçük. Fakat bir kararın yerine başka bir karar geçtiğinde, bütün sonuçlar da değişir. Dönüşü olmayan bir sapma gerçekleşir ve bu da başka sapmalara yol açar ...