"Köpeğin suçu neydi de bizimle gönderdi?" diye sordu siren.
"Yarbay Beton, size sahip çıksın diye gönderiyorum dedi" diye açıkladı Mermi.
"Bizi köpeğe emanet etmiş resmen," dedi kanca.
Şiirlerini sevdiğim Nazım Hikmet Ran boşuna dememiş:
"Şehrime gel sevgilim.
Yarın gel.
Bırak her şeyi, bir bekleyenim var de gel.
Gel ki bu şehir adımlarınla anlamlansın.
Gel ki bu şehir nefretim olmaktan çıksın.
Gel ki bir nefes alayım.
Gel"
Gel, Balkan Kızı, gel. Kendi isteğinle gel yoksa ben gelip alacağım o ait olmadığın şehirden.
"Bugün okula gitmeyeyim. Dayım mı sonra çok özlersem ne olacak? Ya dayım bir daha gelmezse ve sen beni okula göndermiş olduğun için onu bir daha göremezsem"
Umay ablam efenin ağzını kapatıp, "Tövbe de hemen!" diye cırladı.
"Okula gitmezsem tövbe derim"
Ablam sonunda pes ederek "Tamam," dedi. "Tamam ama bu gün benim sözümden çıkarsan seni kolundan tuttuğum gibi okula götürürüm, haberin olsun, efe. Şimdi tövbe de"
"Tövbe," dedi. "Oley be! Okula gitmiyorum. Gece uyuyana kadar oyun oynayacağım"
"Hani dayınla vakit geçirecektin,efe" ... "Ben seni oyun oyna diyemi okula göndermiyorum?" ... "Kime diyorum, Efe!"
"Sesinin maşallahı var. Kulağımdaki bütün kiri pası temizledi. Seni sabahları içtimada görsek nasıl olurdu acaba umay abla," dedi barış merakla. "Ses, ses değil, megafon mübarek."