• Tek yüzüğün duvarlarında inşa edilmiş Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi kitapları Tolkien'in yüce bir yaratıcı olduğunu bize kanıtlarken arkasında sakladığı ve okuyucunun bundan daha ihtişamlı bir geçmişi olacağını düşündürtür hep ve Silmarillion'ın bizi aydınlatmasında öncü olan Christopher Tolkien'e şükranlarımı sunmak isterim. Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit'e göre okunması çok daha zor bir eserdir. Bu koca iki destanı Silmarillion'ın son sayfalarında özet halde görüyoruz ki bir kez daha ne kadar olağanüstü bir fantezi ortaya konduğunu bizlere kanıtlıyor. Kemerlerinizi bağlayın. Bu bir yeniden yaratış ve yok edişin mitolojisi.

    Zaman içerisinde evrilen, farklı isimler üzerine yansıtılan ama bize aynı mücadeleyi anımsatan bir çemberin varlığını gözlemlemekteyim. Bu çemberin içerisinde tanrı, onun görevlendirdiği yarı-tanrısal yaratıcılar ve onların yaratıları içerisinde iyi ve kötünün harmonisi insanı büyülüyor adeta.

    Bütün hikaye Silmarillion'da Orta Dünya'nın yaratılışıyla başlıyor -bu Orta Dünya Hobbit ve Y.E.'nden tanıdığımızdan daha farklı bir Orta Dünya; çünkü defalarca farklı şekillere evrildiğine şahit oluyoruz. Bu yaratılış hikayesi tek ve gerçek tanrı Eru Ilúvatar'ın Valar'ı (yarı-tanrısal yaratıcıları) yönetici/idareciler ve onların daltında Maiar'la (ölümsüz ve olağanüstü kabiliyetlerle donatılmış varlıklar) başlıyor. Lucifer'ın (İblis) Orta Dünya'da replikası Melkor isimli Vala'nın ve altında ona hizmet eden Vala Eulë'nin Maia'sı Sauron ve hikayenin sonlarında yol göstericiler olarak Orta Dünya'ya gönderilen İstari'lerden Curumir (Y.E.'den tanıdığımız Ak Saruman) kötücül karakterleri oluştururken karşısında ise Eru dahil altındaki diğer yaratılan yaratıcılar da iyi kutbu oluşturur.

    Valar Orta Dünya'yı ve içerisindeki bütün varlıkları aşama aşama yaratılır. Başlangıçta kötücül olmayan Vala Melkor giderek yok edici, kötücül bir Vala'ya dönüşür. İlk doğanlar olarak elfler yaratılır ardından İnsanların gelmesi planlanır. Arda kalan Valar'dan habersizce Vala Aulë cüceleri yaratır.

    Melkor, Eru Ilúvatar'ın gücüne ve yaratışına özenirken karanlığa yönelir. Melkor diğer Valar'ın faaliyetlerini çarpıtmak veya yok etmek için çalışır; ki Orklar'da elflerin çarpıtılmaları sonucu var olagelen yaratıklarıdır. Mitolojinin diğer yakasına oturan önemli olan bir diğer unsursa Silmarillerdir. Silmariller 3 adet olup antik elflerden Fëanor'un ürettiği kutsiyeti bulunan mücevherlerdir. Daha sonradan elfler tarafından Morgoth olarak da anılacak Melkor'un, bu kutsi mücevherleri/Silmarilleri tacına kakmak için çalmasıyla macera başlar.

    Silmarillion destanına konu olan hikayeler yüzyıllar sürer. Morgoth'un oyununa gelen ve oyuncağı olan varlıkların devinimi müthiş bir şölen sunar hayal gücümüze. Silmarillion'ta anlatılan ve ayrıca daha detaylıca romanlaştırılmış Beren ve Lúthien'in Hikayesi, Húrin'in Çocukları da dilimize çevrilmiştir ve çok nadide kitaplardır.

    Kabul etmek gerekir ki Silmarillion Tolkien'in okunması en zor eseridir. Anlatısı çok da basit olmayan, zaman-mekan kurgusunun çok hızlı aktığı bir destandır Silmarillion.

    Tolkien'i epik fantezi edebiyatının babası yapan eser Silmarillion'dur. İlk olması hasebiyle, onu okumadan ardıllarını değerlendirebilmek çok da mümkün değildir diye düşünüyorum. Silmarillerin özünün geldiği 2 Valar Ağaçlarındandan Ak Telperion'un ışığı bu edebiyat akımına bir meş'ale tutmuştur.

    Silmarillion'un Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi'nden önce okunması gerekir ama bu çok zor bir deneyim olacağından naçizane tavsiyem sırasıyla: Hobbit , Yüzüklerin Efendisi ve Silmarillion ve Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi bir tur daha dönülmelidir. Beren ve Lúthien'in Hikayesi'ni henüz okuma fırsatım olmadı ama Húrin'in Çocuklarını okuyabilme şansına eriştim. Şimdi aklımda daha da iyi yer etti haliyle. Beren ve Lúthien'in Hikayesi'ni okumamın ardından Húrin'in Çocukları, Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi'ni bir kere daha okuyacağım.

    Lúthien Tinúviel'in bir fanart'ını burada paylaşmak istiyorum; çünkü bende o cesur elf prensesinin etkisi çok büyük.
    http://orig12.deviantart.net/...ahaladar-d8sinw2.jpg

    Bu uzun incelememi okuma zahmetinde bulunanlara yürekten teşekkürlerimi sunarım.

    Orta Dünya hakkında beni çokça bilgilendiren içerikleri ile Murat Beyin kanalını da buradan paylaşmakta bir mazur görmüyorum : https://www.youtube.com/...RXESaUXNdNJSdJDRCvWA

    Sevgiyle kalın.

    Oğuz Beyiniz
  • "Bir şekilde başarıyorum. Çünkü buna mecburum. Çünkü başka seçeneğim yok. Çünkü farklılığımdan doğan kibri ve büyüklüğü alt ettim. Çünkü kibir ve büyüklüğün farklılığa karşı sefil bir korunma şekli olduğunu kavradım. Çünkü şunu da kavradım: bir şeyler değiştiğinde güneş de farklı parlar; ancak bu değişimin esas noktası ben değilim. Güneş farklı parlıyor ve parlamaya devam edecek, güneşi taşlamanın bir yararı yok. Gerçekleri kabul etmek zorundayız elf. Bu öğrenilmeli."
    Andrzej Sapkowski
    Sayfa 287 - Pegasus Yayınları
  • "Dünya büyük," diye yineledi elf. "Bunda haklısın, insan. Ne var ki sizler bu dünyayı değiştirdiniz. Önce zor kullanarak değiştirdiniz, elinize düşen her şeye davrandığınız gibi davrandınız ona. Ama şimdi sanki dünya size uyum sağlamaya başlamış gibi görünüyor. Size boyun eğiyor. Alt ettiniz onu."
    Andrzej Sapkowski
    Sayfa 286 - Pegasus Yayınları
  • ...Tanis diğerlerine baktı. Tasslehoff ateşe yakın bir yere oturmuş "eline geçmiş" olan nesneleri karıştırıyordu. Yere boşalttığı hazinesinin önünde bağdaş kurmuş oturuyordu. Tanis parıldayan yüzükler, birkaç garip sikke, çobanaldatan kuşundan bir tüy, sicim parçaları, boncuktan bir kolye, sabundan bir bebek ve bir düdük görebiliyordu. Yüzüklerden biri gözüne aşina geldi. Bu elf işi bir yüzüktü, uzun bir zaman önce Tanis'e, aklının bir kösesinde kalmış olan biri tarafından verilmişti. İnce bir işçilikle işlenmiş, dolanan sarmaşık yaprakları görünümünde narin altın bir yüzüktü.
    Tanis diğerlerini uyandırmamak için yavaş adımlarla kendere sokuldu. "Tas..." Kenderin omuzunu dürterek işaret etti. "Yüzüğüm... "

    "Öyle mi?" diye sordu Tasslehoff gözleri büyük bir masumiyetle açılarak. "Senin mi? İyi ki bulmuşum. Han'da düşürmüş olmalısın."

    Tanis yüzüğü imalı bir tebessümle aldı...
  • Yüzüklerin efendisi serisi ve hobit filmini o kadar çok izledim ki artık diyalogları kendim söyleyebiliyorum.Madem bu kadar çok seviyorum neden kitabını okumuyorum dedim ve başladım okumaya.Öncelikle kitapta filmde olmayan karakterler var.Mesela bombadil.Ve daha pek çok ufak ayrıntı filmde gösterilmiyor.Mesela filmde frodo baginse mithril (güçlü bir çeşit yelek)hediye edilirken,sam 'e elf ipi verildiği gösterilmiyor. Ticari amaçla yapılmış birşey bu ama filmin bu kadar çok tutacağını önceden bilselerdi kitaptaki tüm olayları beyaz sahneye taşırlardı.
  • Kara Elf Üçlemesi seriye iyi bir girişti ama bu seri daha güçlü olacak gibi, yazar hikayeyi ve dünyasını rayına oturtmaya başladı. Gerek yeni karakterler, gerek dış yüzeydeki dünya seriye çok yakışmış ve yeni bir soluk getirmiş. İlk üç kitapta hissettiğim eksikliği bu kitapta hissetmedim ve severek okudum.
    Yazar Drizzt'i hem bir kahraman hem bir bilge gibi sunuyor, çok güzel ve ustaca düşünceleri var, Drizzt karakterini giderek seviyorum. Drizzt ana karakter olsa da yazar tüm itemleri ona yüklemek gibi bir hata yapmıyor ve farklı bir çok açıdan ona denk karakterler yazarak dengeyi sağlıyor ve daha gerçekçi bir kitap meydana geliyor. İlerleyen kitaplarda yazarın seriyi daha ötelere taşıyıp sevdirecek gibi.