S

S
@elf_ekmegi
Dünyada çok fazla olay oluyor. Yetişemiyorum artık. Olmaktan korktuğum noktaya ulaştım sanırım.Alıştım. Artık haberlerde bir kadının,çocuğun,hayvanın, masum insanların öldürüldüğünü görünce "yine mi" dediğim noktadayım. Eskisi kadar ağlamıyorum ama kalbimin sızısı aynı kalıyor bir de insanın içine bir korku yerleşiyor sırada ki ben mi olurum? İnsan yaratılanların en bencili. Herkes olayın ucu kendisine dokunmadığı müddetçe çok mutlu. Alışmamaları gereken olaylara alışıyorlar. Keşke çaresi olsa. Bazen ben de unutuyorum ama o insanlara dair ufacık bir emare görsem yüzleri gözümün önüne düşüyor. Unuttuğum için kendime kızıyorum.Herkese benzediğim için korkuyorum da biraz kendimden. İnsanlar ölüyor, dünya kötüleşiyor, binalar sağlam değil,artık tahammül neredeyse yok,adalet bir kelimeden ibaret. Alışırsak, ayak uyduruyorsak yaşamanın bir çaresini buluyoruz. Fakat yanlış olduğunu savundukça, alışmadıkça daha da dibe batıyoruz. İnsanlar bizi görmüyor çünkü alıştılar. Yine de ancak bu şekilde insan olabiliriz.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çok fazla yazamıyorum. Üzerimde yaşayacağım ve yaşayamayacağım bir hayatın ağırlığı var. Hani derler ya "Hayaller sınırsızdır" diye. Büyümek biraz da hayallerde bile bile bir sınır olduğunu farketmek sanırım. Zaman gerçekten çok hızlı geçiyor. Özellikle karantinadan sonrası bir göz kırpmama denk geldi resmen. Yapmak istediğim çok şey var. Bu şeyleri elde etmek için ne yapmam gerektiğini biliyorum fakat gerekli çabayı,inadı ve gücü nereden bulacağımı bilmiyorum.Ne istediğimden bile emin değilim hatta. Yapamamaktan çok korkuyorum fakat istediğim bu hayatın beni mutlu eden hayat mı olacağını bilmiyorum. Bilmemek çok yorucu. Her şey olacağına varır diyorum , varacağım noktayı sevmemekten korkuyorum. Bu kadar çabalıyorken,insanlar benim için çabalıyorken kötü bir hayatın içine hapsolmak veya sevmediğim bir meslekte çalışmak zorunda olmak istemiyorum.
İstanbul bana iyi gelmiyor. Yüzyıllardır tüm imparatorlukların,padişahların fethetmeye çalıştığı bu şehir beni ne ara bu kadar boğmaya başladı bilmiyorum. Şehir hayatı bizim elimizden o kadar fazla şey alıyor ki. Yıldızları bile. Sanki bu beton kalabalığı,insanlar,sesler hepsi birlik olup kafanın içindeki sesleri susturuyormuş gibi. Hayat koşuşturması oturup iki dakika düşünmemizi bile engelliyor. Balkonsuz evler fazlalaştı. Oturup ayı izleme imkanımız bile beton kalabalığı yüzünden artık daha zor. Herkes nefes alır, önemli olan yaşamak. Şehir hayatı bizim elimizden yaşamayı alıyormuş gibi hissediyorum son zamanlarda. Bir de tüm bu betonun üzerine çökme korkusuyla yaşamak farklı bir mesele. Diken üzerinde yaşıyoruz. Korkuyoruz. Farkında değiliz. Çünkü bu hayat bir şeylerin farkında olacak kadar düşünmeyi bile bize çok gördü.
Bazen size de ne kadar çabalarsanız çabalayın hiç bir yere varamayacakmışsınız gibi bir his geliyor mu? Ben bu hissin içinde boğuluyorum. Çok çalışıyorum,çabalıyorum ama ne kadar olursa olsun boşa kürek çekiyormuşum gibi. Yetersizmişim gibi. Bir mutluluğun ardından sürekli kötü bir şey olmak zorundaymış gibi hissetmekten çok sıkıldım. Şuan verdiğim kararlardan gelecekte pişman olmaktan çok korkuyorum. Fakat kararlarımı ben vermezsem, hayatımı ben inşa etmezsen o gelecek bana mı aitdir? Ve pişmanlıklarda hayatın bir parçası değil midir? Umutsuz hissediyorum. Büyümek böyle hissetmek midir? Eğer büyümek, umutsuz hissetmek, hayatın tekrara düşmesi demekse, çocukta kalamayacağıma göre bu histen nasıl kurtulurum? Bilmiyorum, ama öğreneceğimi biliyorum. Tüm bu duygular bu hayatın bir parçası. Ve bu hayatı ben yaşıyorum
Aslında nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Burda paylaşacağım yazılar bana iyi gelecek mi onu da bilmiyorum. Hep bir varoluş amacı arıyoruz kendimize aslında. Rollere bürünüyoruz. Ben de bu seferliğine ismimle ya da hayattaki diğer rollerimden ziyade düşüncelerimden ibaret bir role bürünmek istediğimi farkettim. Hesabın büyüyeceğini düşünmüyorum. Bunu istemiyorum da. Dediğim gibi sadece insan bir uğraşı olsun istiyor. Umarım ki bu uğraş bana iyi gelir ve yazılarımda bir insanın bile olsa bir şeyleri farketmesine vesile olurum. Zaten bir insan yazdıklarından da tanınabilir. Ben de bu yazılarla kendimi tanıyacağım. Gecenin bu saatinde kendimle alakalı güzel bir yolculuğa çıkıyormuşum gibi hissediyorum. İyi geceler.