Herkes evine girdikten, sokaklarda sarhoşlarla, gece gezmesinden dönenler kalmışken sadece, yatma saati gelince yani; içime tuhaf bir ürperti dolar. Sanki annem ölecekmiş gibi.
Çok havalıydı. Gıravat mıravat takmış deve, eline bir de çanta almış. Pardösüde tek leke yok. Böyle elleri, tırnakları temiz, gıravatlı mıravatlı adam neyimize, dedim içimden.
Ellerim ateş gibiydi zile dokunurken. İçimde kapının açılmasıyla patlamayı bekleyen bir duygu vardı. Garip bir heyecandı bu, kapı açılır açılmaz sevince dönüşecekti sanki. İçimdeki heyecan kapının önünde boşuna beklerken acıya dönüştü.
Oysa hep, gecenin karanlığında kendimi yapayalnız buluyordum yatağımda. İşte o zaman, onu çok özlüyordum. Sanki yıllarca birlikte yaşamışım da kaybetmişim gibi.