Hayalinde ip üstünde oynayan bir cambaz canlandır; sırmalı pabuçlar giymiş, sırığı elinde, yerle gök arasında duruyor. Sağında solunda kupkuru, ihtiyar yüzler, cılız, uçuk hayaletler, durup dinlenmek bilmeyen alacaklılar, akrabalar, metresler... Bir sürü garip yaratık eteğine yapışmış, öteye beriye çekiştiriyor, dengesini bozmaya çabalıyor. Etrafına anlamsız sözler, süslü, abartılı kelimeler üşüşüyor; uğursuz kehanetler bir bulut halinde siyah kanatlarıyla gözlerini kaplıyor. O yine doğudan batıya, bir tüy kadar hafif yürüyüşüne devam ediyor. Aşağı baksa başı dönüyor, yukarı baksa ayağı kayıyor. Rüzgârdan hızlı yürüyor; kendisine doğru uzanan bütün ellere rağmen, o kendi elindeki neşe dolu kadehten bir damla bile dökmüyor. İşte benim hayatım sevgili dostum; işte ben buyum.