Sevda Deniz Karaömer

Sevda Deniz Karaömer
@elif_sureyya
Öyküler yazıyor
Lise
istanbul
Üsküdar, 1 Ocak
5 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Sessizlik (...) O korkunç ses, sessizliği kalın bir çizikle yırttı. O yırtıktan, yokluğa gönderdiğim hayallerim hayalet misali odaya doldular da oradan beynime sızmaya çalışırken sessizliğimi parçaladılar sanki. (...) Sessizce gelip sonra beynimde çığlık çığlığa dans eden hayaletleri kovdum beynimden, hayallerimle beraber. O gün ruhum bedenime küstü. Kalbimin kırılırken çıkardığı sesler yıllardır kulaklarımda uğulduyor. Cama baktım... Beşinci kattaydık. Sen Uyurken
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
(...) Annemin bana her baktığında yüzünde okuduğum acı, içimde çözülmemek üzere düğümleniyordu. Bana yeniden bağışlandığını söyledikleri bu hayatı, saatin saniyelerini hiç durmaksızın sayarak geçiriyordum. Birkaç saniye sadece birkaç saniye diyen iç sesim ise hiç susmuyordu. Önce cılız bir fısıltı olarak duyduğum ses gittikçe yükselerek beynimin kıvrımlarında dolaşıyor ve kalbimi kanatarak hep beni suçluyordu. Sonra yine saatin sesi... tik taklak ve saniyeler arasında zaman algımı kaybettim.(...) Susmak Körlük ve Kırmızı
Gri Deniz (...) Tarif edilemez bir âlemde, gri ve mavi renkli, durağan ama ışıklı bir suyun içindeydim. Gözyaşımın tuzu dudaklarıma değince; ağladığımı, gözpınarlarımdan yaşla beraber kristal parçalarının döküldüğünü, her parçanın bölünüp çoğalarak beni çepeçevre kuşattığını inceden bir ürpertiyle fark ettim. Baktığım her zerrede hayatımdan bir parça, film karesi hâlinde dönenip duruyordu. Sesler duyuyordum kimi ayırt edebileceğim kadar tanıdık, kimi ise kime ait olduğunu net çıkaramadığım, anlamlı- anlamsız, karmakarışık sesler... Sessizlikle beraber çoğalarak onlar da itişip karışarak koşarcasına içime doluştular. (...) SEN UYURKEN / Sevda Deniz K.
... Bulunduğum nokta karanlık, varla yok arası bir yer. Aslında tanımlayamadığım bir boşluktayım. Etrafımdaki herkes ve her şey; yaşananlar, yapıp ettiklerimiz ve söylenen anlamlı-anlamsız cümleler-cümlelerim, yavaş yavaş bu boşluğa kayıyor. Varlığım sessizliğe gömülüyor. Aynı anda hem çok acı çektiğimi, hem de hiçbir şey hissetmediğimi bilmek beni huzursuz ediyor. Zehir tadı var ağzımda. "Zehir zıkkım olsun." dedikleri için belki de... ...
BİR GÜN DİYE BAŞLAYAN… Kutsal Bir gün yaşlı bir adam, tarlasında çalışırken birden durdu. Üstüne bastığı toprağa baktı. Tohuma can veren toprağa… Sonra uçsuz bucaksız görünen dağlara… Üzüm salkımları takıldı gözüne; yeşil yapraklarına, incecik dallarının ucundaki şerbetli meyvesine sanki ilk defa görüyormuş gibi hayretle baktı. Başı dönmeye başlarken yer de ayağının altından kayıyor hissine kapıldı. Her şey görünmez bir hızla –sadece kendisinin hissettiği- dönüyordu. Akşam adamı tarlasının kenarında, artık meyve vermediği için kesilen ağaçtan geri kalan kütüğün üstünde buldular. Adamı yerinden kalkması ve yürümesi konusunda ikna edemediler. Mütemadiyen, “Kutsal olana basılmaz,” diyordu. Başka bir gün, asla yere basamayan o adama bakan genç, “Toprağı çiğnemekle hata mı yapıyoruz acaba biz.” diye düşünmeye başladı. Sonsuzluk Çizgisi Bir gün bir kadın, denizde yüzerken aniden ürpererek durdu. Kıyıdan çok uzaklaştığını fark etmişti. Fakat suyun hizası belini ancak aşmıştı. Korkusu geçti. Kendini, vücudunu şefkatle kucaklayan annesinin dokunuşlarına benzettiği dalgaların okşayışına bıraktı. Gözlerini denizin gökyüzüyle birleştiği ufuk çizgisine dikti. Kısa adımlarla yürümeye başladı. Kafasının içindeki her şeyi de ardında bırakıyormuş gibi rahattı. Su göğüs hizasını geçmeye başladığında ona seslendiler ama kadın duymadı. Saatlerce kalabilirdi burada böyle. Hem böyle sakin bir denizin içinde, sıcacık kumlar ayaklarını okşarken yürüyebilmek o kadar güzeldi ki… Küçük bir çocuk, o gün denizde; çok uzaklarda kocaman, ışıl ışıl parlayan beyaz bir top gördüğüne kimseyi inandıramadı. Ama kafasına koydu, bir gün o topun yanına gidebilmek için yüzmeyi öğrenecekti. Ateş Bir gün genç bir delikanlı, kız arkadaşını beklerken sıkıldı. Başını gökyüzüne çevirdi. Kollarını güneşe doğru