Bu köyün evleri, sokakları, mezarları gibi çocuklarında da siyah bir neşesizlik var. Renksiz dudakları gülmenin ne olduğunu bilmiyor, durgun gözleri ağır bir melal içinde ölümü düşünüyor gibi.
İnsan, yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanlara görünmez ince tellerle bağlanırmış; ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar, her birinin gönlümüzden kopup ayrılması bir ayrı sızı uyandırırmış.
Sen kurşunla vurulanları hiç işitmedin mi, hemşireciğim? Bazıları, vurulduklarının farkında bile olmazlar,üç beş adım koşarlar, kaçıp kurtulduklarını sanırlar.