·
Okunma
·
Beğeni
·
258,9bin
Gösterim
Adı:
Çalıkuşu
Baskı tarihi:
1974
Sayfa sayısı:
391
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
İnkılap Yayınları
Baskılar:
Çalıkuşu
Çalıkuşu
Çalıkuşu
Çalıkuşu (Gençler İçin)
Çalıkuşu
Çalıquşu
540 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Eğer Çalıkuşu'nu tek bir kelime ile anlatacak olsaydım bu kelime kesinlikle "naif" olurdu. Sanki okurken kitabı incitmek istemedim, Feride ile hüzünlendim, Feride ile çocuklaştım, yüreğim Feride ile bir attı. Türk edebiyatının en önemli romanlarından olduğu malumumuz; okumayı sevsin sevmesin, yaşı kaç olursa olsun isteyen herkesin çok rahat bitireceği, daha doğrusu bitirmek istemeyeceği eşsiz bir eser.

Tek şikayetim Feride ve Kamran sahnelerine doymamamdır, keşke o güzelim aşkı daha fazla sayfada okusaydık.. :)
544 syf.
·23 günde·8/10 puan
Reşat Nuri'nin en çok okunan ve üzerine dizifilm çekilen eseridir. İlk olarak 1922 yılında bir gazetede yayımlanan bu romanı Atatürk'ün de çok sevdiği söylenir. İstanbul'lu öğretmen kızın Anadolu'nun ücra yerlerindeki macerası anlatılmaktadır. Biraz aşk biraz imkansızlık var romanın ana temasında. Modern döneme girmeye çalışan Anadolu'nun sefaleti de işlenmiş. Gayet akıcı giden roman kitaplığınızda bulunabilir. Yazarın diğer kitabı Acımak'ı da tavsiye ederim.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
  • Suç ve Ceza
    9.2/10 (25,4bin Oy)30,2bin beğeni91,9bin okunma140,8bin alıntı968,6bin gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (11bin Oy)11,7bin beğeni50,8bin okunma16,4bin alıntı165,4bin gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.1/10 (36,1bin Oy)40,4bin beğeni132,7bin okunma97,2bin alıntı649,4bin gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (24,7bin Oy)25,9bin beğeni101,7bin okunma67,5bin alıntı517,4bin gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.7/10 (24,7bin Oy)24,4bin beğeni94,1bin okunma31,1bin alıntı367,8bin gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (15,7bin Oy)16,8bin beğeni61,1bin okunma15,5bin alıntı255,3bin gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (29,3bin Oy)33,1bin beğeni105,8bin okunma56,9bin alıntı364,2bin gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    9.0/10 (16,4bin Oy)18,1bin beğeni63,5bin okunma33bin alıntı209,8bin gösterim
  • Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
    8.4/10 (13,4bin Oy)13bin beğeni62,8bin okunma38,4bin alıntı178bin gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (32,9bin Oy)34,3bin beğeni124,6bin okunma113,7bin alıntı396,2bin gösterim
544 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Her insanın bir başucu kitabı olmalı. Canı sıkılınca okuyup kendini iyi hissedeceği bir kitap. Bana başucu kitabın ne, diye sorduklarında hiç düşünmeden Çalıkuşu diyorum. İlk okuduğum ortaokul günlerinden sonra ne zaman canım sıkılsa, kötü hissetsem defalarca okuduğum ve her seferinde aynı heyecanı ve zevki aldığım tek kitap. Hayatımın dönüm noktası olan, bu sayede mesleğimi belirlediğim kitap... Reşat Nuri tüm kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da Anadolu’yu, öğretmenliğin fedakarlıklarını ve savaş dönemini içine nahif bir aşk ekleyerek öyle güzel işliyor ki siz de o kahramanlardan biri oluyorsunuz. Kitap içine öyle çekiyor ki onlarla
üzülüp onlarla seviniyorsunuz. Herkesin mutlaka okuması gereken, okumayan tek bir kişinin bile kalmaması gereken mükemmel bir kitap.
408 syf.
·10 günde·10/10 puan
Aşk, edebiyatta her zaman vardır; dönemlere ve akımlara bağlı olarak bazen az, bazen çok ele alınsa da aşk, edebiyatın en temel konusu olmuştur. Vaziyet böyle olunca aşk, Adem’e şiir de yazdırır, roman da yazdırır olmuş. La Rochefoucauld’un “Edebiyat olmasaydı aşk olmazdı.” Sözü ekseriya zihnimi meşgul etmiştir ve ben, onun bu düşüncesinin tersine; Aşk olmasaydı edebiyat olmazdı düşüncesini daha makul bulmuşumdur. Şimdi burada aşk nedir? diye bir tartışma başlatsak zannediyorum ki, her yorum getiren birey kadar, farklı tanımlar doğacaktır. Kaldı ki, bir aşk romanı veya şiiri okuduğumuzda dahi farklı anlamlar çıkarmamızda bundan kaynaklı değil midir?

Aşk dedim, edebiyat dedim ama hasılı, ne demek istedim ya da nereye varmak istedim, haklı olarak anlam veremediniz. Lütfen bu boş lakırdılarımı maruz görünüz ya da görmeniz lazım gelir mi demeliyim bilmiyorum. Çünkü ben on gündür Çalıkuşu’nun o zorlu hayatına tanıklık ediyor, onunla hüzünleniyor, şimdiki hayatımdan sıyrılıp onun hayatında önemsiz bir parça eşya olabilmenin hayalini kuruyor ya da ona, yaşadıklarına nazaran bir teselli bulmak istiyorum biçare vaziyette. İçinize işleyen şarkılar vardır, nasıl örnek versem… Belki Ezgi’nin Leyla türküsü gibi… Sözleriyle yüreğinize işleyen, müziği ile sizi alıp farklı diyarlara götüren şarkılar gibi…

Çalıkuşu tam da böyle bir eser alıp sizi farklı diyarlara götürecek türden… Öyle bir eser ki anlatacaklarımı anlatamayıp, her cümlenin ardına üç nokta koymama neden bir eser… Eser, öylesine içten öylesine samimi ki; faraza kitabı açacak olsam Feride’nin ruhu ile karşılaşıyor, tüm bu yaşadıklarından dolayı ondan defalarca özür dileyesim geliyor tüm suçlu benmişim gibi.

Çalıkuşunu pamuklara sarıp, saklayıp koruyasım geliyor, öylesine güzel öylesine naif, öylesine…

Hayattan sıkılıp ya da hayatın acımasızlıklarına karşı direnemeyen bütün iyi yürekli insanlara öneririm.
544 syf.
·16 günde·9/10 puan
Merhabalar. baya oldu inceleme yazmayalı onu fark ettim şu an:) Çalıkuşu, öncelikle dizisiyle hiçbir alakası olmayan bir kitap olarak beni çok şaşırttı diyebilirim. Dizisini pek izlemedim ama hani orada burada bazı sahnelerinede denk gelmedim değil:) Kitap, inanılmaz bir akıcılıkla ilerliyor. Fakat sürekli aynı bir takım olaylar zincirinde geçmesiyle yer yer sıktığı oldu beni. Yazarımızın okuduğum 3.kitabı; acımak ve yaprak dökümünü okumuştum. En beğendiğim kitabı Çalıkuşu oldu. Genel olarak herkesin beğenerek okuyacağı bir kitap. Olaylar bir kadın ağzından anlatıldığı için kadınların çok çok seveceği bir kitap. Herkese önerir, iyi okumalar dilerim.
544 syf.
İNSAN RUHU NE ANLAŞILMAZ BİR MUAMMA!

Bonjour, Reşat Nuri Güntekin beyciğim. Beni ''Acımak'' kitabından hatırlarsınız. Sizinle tanışma keyfine orada erişmiş idim. Şimdi ise Atatürk'ün okuduğu bilhassa en sevdiği kitap ile karşıma çıkıyorsunuz ve iddianızı daha ilk sayfalardan ileri sürüyorsunuz. Evet sayın Güntekin bu kitapla da beni müthiş surette dağıtmış bulunmaktasınız. Sizi çok seveceğim geldi. 10 bin sayfa yazsanız bu kitap yine kendini okuturdu emin olun.

Bu roman, bir aşk hikayesinden çok fazlası demek. Bu roman hepsinden öte kadının ikinci plana atıldığı ve hırpalandığı bir ortamda minnacık güzeller güzeli bir çalıkuşunun ayakta kalışını, acımasız yaşama karşı sergilediği duruşu ifade eder.

Reşat Nuri'yi az çok hepimiz tanırız, biliriz. Çalıkuşu'ndan, Yaprak Dökümü'nden. Ancak özyaşam öyküsü hakkında eminim ki pek çoğumuz bilgi sahibi değiliz. Harika bir yazar olmasının yanısıra Çanakkale milletvekili, Fransızca öğretmeni ve büyükelçilik yapmıştır. Anadolu'yu karış karış gezen ve vatanını çok seven biri olan Reşat Nuri’ye doğduğu topraklarda vefat etmek nasip olmamış. Karacaahmet mezarlığındadır naaşı. Reşat Nuri'yi 7'den 70'e her kesimin rahatça okuyabilmesinin en değerli sebebi eserlerinde kullandığı konuşma dili elbette. Bir kısmı ikinci kez dönüp okuduğunuz çok nadir oluyor. Romanları ile alakalı soruya şöyle cevap veriyor: ''konu, pek ilkel şekilde aklıma gelir. Hiçbir zaman, hemen derhal bu konunun planını yapıp da yazmaya başladığım vaki değildir. Bulduğum konuyu, zihnimde bir kenara atarım. Onu francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senenin geçtiği de olur. Bu müddet zarfında konuda bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını atarım, çıkarırım.''

Şimdi bunu okuyunca sormadan edemedim kendime acaba neleri çıkardı ya da ekledi de bu haliyle çıktı karşımıza Çalıkuşu. Okurken güldüğüm, iç geçirdiğim, tebessüm ettiğim, heyecanlandığım bir çok yer oldu. Aklıma hep Atatürk geldi. Ne hissetti, ne düşündü bunları okurken diye düşünmeden edemedim.

Jane Eyre kitabı ile birçok benzerlik gösteriyor Çalıkuşu. Muhakkak bir benzerlik, aynı kader örgüsü. Kesin suretle ayrılan vakalar olduğu gibi kesinkes bağdaşan olgular da mevcut. Bir de ne dikkatimi çektimi biliyor musunuz? Sene olmuş 2019! Dünya dili İngilizce, şartlar o biçim. Yani isteyen her birey bir şekilde İngilizce'yi öğrenebilir. Zamanında Fransızca'nın cazibesi bir kısım Osmanlı ve Türkiye'nin ilk başlarında ülkemizde vakıf dilmiş. Yani düşünün Fransız okullarının yanı sıra hiç adını bilmediğimiz yerlerde bile Fransızca dersi verilirmiş. Şimdi 1900'lü yılların başlarında oluşan bilgi ortamına bakınız bir de şimdiki zamana. Bu şimdiki zamana ''ing'' takısı taksan kaçar uzaklaşır. Öyle bir fena.

Evet Reşat Nuri Güntekin beyciğim, şimdi haddim olmadan size bir kaç eleştiri getireceğim müsaadenizle. Acaba konuları işlerken bir çok ilaveler yapıp kısımları çıkarırken bazı hatalar mı vuku buldu. Ah bu tesadüfler beni öyle bir yordu ki anlatamam. Yahu koskoca Türkiye, gezilen onca il, onca nahiyede karşılaşılan bunca tesadüfler teesüflere intikal ettiler. Böyle kaybolmuş gitmişken derinlere öyle bir açığa çıkmış bulundum ki. Neyse olur böyle şeyler, şartlar da diyemiyorum, diyemem. Beklenti arşa çıkmışken hele hiç olmaz. Bu da nazarı olsun eserinizin.

Evet bir diğer konuya gelince sene 1100, 1200, 1300, 1900, 2000, 2018 hiç farketmiyor. Yav biz de gerçekten bir sıkıntı var çözemiyorum. Belli bir plan içinde ilerliyoruz gibi. Yani kötülükler babadan oğula geçmiş, miras kalmış bizlere. Atalarımız bize onca söz, onca güzellikler bırakmış eyvallah. Hatta edebiyatını da çok iyi yapıyoruz, en iyisi biziz, en güzeli, en hatasızı. Ancak konu çıkara gelince bir çok şeyi çıkarıyoruz içimizden: haya, edep, vefa, vicdan. Çalıkuşu, uğradığı ihanete istinaden sevdiğinden, sevdiklerinden, İstanbul'undan kaçıp gidiyor yaban ellere. Ancak sığmıyor, sığdıramıyorlar onu. Kötülük, öyle durduğu gibi durmuyor içte, dilde. Salıveriyor zehrini dışarlara. Ne kadar sinirleniyorum ben böyle şeylere! Dedikodunuz batsın, çekemezliğiniz batsın, çıkarınız batsın!

Sonra söylemek isteyipte içimde kalan ne diye düşünüyorum, sanırım susacağım. Çünkü yazdıklarımın okunmadan beğenilmesini istemiyorsam susmalıyım. :) O kadar iç döktük, emek verdik değil mi?

Buraya kadar geldiyseniz, okuduğunuz için teşekkür ederim. İyi okumalar diliyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=rASV7F-umxo

Bu dizeler, yürekten akmış. Bunun yazarlıkla alakası yok. Bunları ancak hissederek yazarsın:

''Bu son ayrılık saatinde niçin hakikati saklamalı? Bu okumayacağın defteri ben senin için yazdım Kâmran. Evet, ne söyledim, ne yazdımsa hep senin içindi. Yanlış, çok yanlış bir iş tuttuğumu bugün artık itiraf edeceğim. Ben, her şeye rağmen seninle mesut olabilirdim. Evet, her şeye rağmen seviliyordum, sevildiğimi de bilmiyor değildim; fakat bu bana kâfi gelmedi, istedim ki çok, pek çok sevileyim, kendi sevdiğim kadar değilse bile -çünkü buna imkân yok- ona yakın sevileyim. Bu kadar sevilmeye benim hakkım var.mıydı? Zannetmem Kâmran. Ben, küçük, cahil bir kızdım. Sevmenin, kendini sevdirmenin de bir yolu var, değil mi Kâmran? Halbuki ben bunları hiç, hiç bilmiyordum.''

''Kâmran, ben, seni sevmesini, senden ayrıldıktan sonra öğrendim. Hatta yaptığım tecrübelerle, başkalarını sevmekle sanma sakın. Gönlümün içindeki derin, hazin, ümitsiz hayalini sevmekle.''

''Kâmran, biz asıl bugün birbirimizden ayrılıyoruz. Ben, asıl bugün dul kalıyorum... Bütün olan, geçen şeylere rağmen, sen yine bir parça benimdin; ben bütün ruhumla senin...''
544 syf.
·Beğendi·8/10 puan
eski aşkları okumak çok tatlı bence, kitap günlük tarzında ilerliyor çok sinir krizi geçirdim okurken ama tek mutlu sahne son sahneydi üzücü biter sanmıştım beni sevindirdi, bu arada bence çok akıcı ve sürükleyici ben tek günde bitirmiştim
544 syf.
·10/10 puan
Reşat Nuri'nin 1922'de 'Vakit Gazetesi'nde' tefrika edilmesiyle ortaya çıkan ve yazarı asıl ününe kavuşturan bu eşsiz eser Türk Edebiyatı'nın en çok okunan, okunması gereken, asla eskimeyecek olan kült eserlerinden birisidir. (Birkaç kere de diziye uyarlanmıştır.)
Ben bu kitabı ilk kez lise yıllarımda okudum ve bu pandemi sürecinde tekrar elime alıp okuma fırsatı buldum. Kitabın içinde aşk, anadolu, savaş, kadın, din, ölüm... temaları işlenmiştir. (ben  bunların en baskın olanının aşk olduğunu düşünüyorum.) Yazarın amacı aşk vasıtası ile genç bir öğretmeni İstanbul'dan çıkarıp, birçok Anadolu şehrine göndermek ve bu vasıta ile Anadolu'yu birçok açıdan ele alıp, okuyuculara aktarmaktır. (Anadolu'daki yaşam, inanışlar, eğitim durumu, oradaki yaşamın zorluğu...)
 Kitapta birçok farklı şehir ve mekanlar ele alınmıştır. (Reşat Nuri de öğretmenlik-müfettişlik yapmış  ve kitapta geçen şehirlerin hepsinde bulunmuştur.)  Tabii ben okumayanlara spoiler vermemek için derine inmeyeceğim.
En başta bu kitabın kült bir eser olduğunu söylemiştim. Bu kitabı bu derece önemli  kılan bir neden de kitap hakkında yazıldığı andan itibaren birçok eleştiri yapılmasıdır. Bu eleştirilerin en baskın olanı ise, romanın başkişisi olan Feride'nin gerçekten 'idealist öğretmen' olup olmadığıdır.
Bazılarına göre Feride tam bir idealisttir. Çünkü tüm çektiği zorluklara rağmen pes etmemiş ve bildiklerini Anadolu'ya aktarmıştır.
Bazılarına göre ise idealist değildir. Aşk nedeni ile Anadolu'ya kaçmıştır. Birkaç yerde pişman olduğu söylemiş ve sonunda İstanbul'a dönmüştür.
Tabii her okuyucunun kendine göre bir görüşü olacak ve buna kendisi karar verecektir.
 ***Kitabı okuduğuktan sonra 1986 yılında çekilen başrolde Aydan Şener'in oynadığı diziye uyarlanmış halini tavsiye ederim. Sadece 7 bölümdür ve kitaptaki diyaloglara, olaylara, mekanlara tam anlamıyla sadık kalınmış en güzel uyarlama olmuştur. (Ne yazık ki son dönemde sadece Çalıkuşu adı kullanılarak ve reyting amacı güdülerek kitapla alakası olmayan rezil bir hali daha çıkmıştır.)
541 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10 puan
Feride; Çalıkuşu, İpekböceği ve Gülbeşeker hepsi oldun ama en çok da Çalıkuşu'ydun ruhun ve vücudun kaç yaşında olursa olsun. Yaşadığın onca acı ve ızdıraba, kendin kabullenemesen de içini yiyip bitiren o hazin sevdaya rağmen hiç pes etmeden geçirdiğin yıllar... Kendini adadığın çocuklar, sevgini paylaştığın insanlar hepsi seni bir parça mesut etti ama hep bir şey eksikti içinde ve o eksik şeyin hep üzerini örtmeye, görmezden gelmeye calistin. Fakat hayat bu beklemediğin birçok garip, hazin bazen de birbirinden güzel şeylerle karşılaştın. Ve hayatımıza bir Çalıkuşu'nun girmesine de vesile oldun.

İnsanın hayatı boyunca unutamayacağı nadide eserler vardır ya sen onlardan biri, hatta baştacı olacaksın.

Benim gibi kalın kitaplara hayli mesafeli yaklaşan birine bile keşke bitmeseydi ne olurdu diye hüzünlendirecek kadar etkin bir yere sahip oldun. 541 sayfadan çok daha fazlasısın...

Okuyun, okutturun, bu eser inanıyorum ki çok daha fazlasını hakediyor. Selametle.
544 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin tarafından 1922 yılında yazılmış bir romandır. Türk edebiyatının en çok sevilen klasik eserleri arasında yer alır. Ağırlıklı olarak Anadolu'da geçen ve arka planda Osmanlı'nın son yıllarını anlatan bir romandı. Kitabın son bölümü hariç yazarın anlatımıyladır. Son bölümü dışarıdan anlatan birisinin ağzından anlatılmıştır. Feride'nin anı defteri şeklinde yazılmış bir romandır.
Çalıkuşu duygusal bir romandı bence. Açıkcası ben ağlamıştım.
Çalıkuşu'nu okuma sebebim Tv de görmüş olmamdı açıkcası.
Kitabın bitmesi istemedim okurken, ama bitti.
İyi günler. Umarım güzel bir inceleme olmuştur.
544 syf.
Çalıkuşu.. Bu kitapla ilgili söyleyeceklerim bitmez, Feride'nin dimdik ayaklarının üzerinde bağımsız bir kadın olarak durması beni o kadar çok etkilemişti ki. Reşat Nuri Güntekin bir kadının dilinden çok iyi anlıyor, belki de bu yüzden en sevdiğim yazarlardan biridir. Kamran sana gelince sana Feride'yi olgunlaştırma şansı verdiğin için teşekkür mü etmeliyim yoksa o kadar acı çektirdiğin için kızmalı mıyım bende bilmiyorum.. :)
448 syf.
·10/10 puan
Benim beğendiğim Türk klasiklerindendir Reşat Nuri her zaman güzel eserler meydana getirmiştir buda bir aşk hikayesi diziside çıktı ama yansıtmıyor burada kahramanlar
Feride ve Kamran eskiye ait bir aşk hikayesi şimdiki aşk hikayeleri böyle değil maalesef şimdikiler badboy aşklar yani nereye gidiyoruz bilmiyorum gerçekten neyse üslubu çok güzel içerikleri de hoş okuyabilirsiniz
Yalnız, bu ayrılığın vakti gelince güneşin batması, yağmurun yağması gibi hiçbir tedbirle önüne geçilemeyecek bir felaket olduğunu gayet iyi anlıyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çalıkuşu
Baskı tarihi:
1974
Sayfa sayısı:
391
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
İnkılap Yayınları
Baskılar:
Çalıkuşu
Çalıkuşu
Çalıkuşu
Çalıkuşu (Gençler İçin)
Çalıkuşu
Çalıquşu

Kitabı okuyanlar 64,4bin okur

  • Bri Anna
  • Şimal Çetin
  • Gülsevil Başaranbilek
  • Gülay Karakaya
  • Malika Akdağ
  • ESRA TUÇ
  • Eva
  • BÜŞRA
  • Cemre Bal
  • Nur Sena Günay

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0 (6)
9
%0 (3)
8
%0 (2)
7
%0
6
%0 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları