Tolstoy'un evini terk ederken yanına aldığı tek kitapmış bu. Dostoyevski'nin son büyük eseri. Diğer kitaplarını bitirip bunu okumanı tavsiye ederim. Nedeni diğer kitaplardaki karakterlerin düşünceleri de okuyorum bazen karma yapmış gibi. Tüm fikir tartışmalarını bu kitapta noktalamış sanki. Özellikle her kitabında hissedilen ateist ile dindar çatışması da bir sonuca bağlanmış. Portal sayfasında "ateistin beyni ve dindarın kalbi" videosunda çok güzel açıklamış. Dosto'nun kitaplarının sonunu bilsem bile okuma isteğim azalmıyor garip bir şekilde, izlemeni tavsiye ederim o yüzden. Çünkü okumak ve o yazılar arasında düşüncelere dalmak zevkli. Bu da Dostoyevski'nin farkı.
duygulariseverim yok bahsettiğim çok başka bir olay. senin dediğin samimiyet, bu olur. ama kimsenin (senin mesleğine atıfta bulunarak) bilinçaltını bilememen gibi bir durumdan bahsediyorum. kendi özel alanından. tabi ince bir çizgi. hani bir konuda diyelim çok zalimce düşünüyorsun ama gayri ihtiyari geliyor bu düşünceler aklına. kendin bile böyle düşündüğün için rahatsız oluyorsun. o anda bu düşünceleri birisine açsan sanırım hoş karşılanmaz. yine mesleğine atıfta bulunarak içimizde bir "id" olduğunu ve bunu bastırdığımızı kabul etmemiz lazım. en azından ben böyle bir anlam çıkarıyorum. Dosto için 'psikologların babası' dendiğini biliyoruz. bence yazdıklarında çok daha derin anlamlar var. birçok anlam çıkarabiliriz belki.
Diyelim ki, derin bir acım var; karşımdakinin acımın ölçüsünü tam olarak öğrenmesi olanaksızdır. Çünkü o hiçbir zaman benliğime giremez, sadece bir başkası olarak kalır.