Daha önce de gitmiştim yurtdışına, her gidişimde de çok kötü olmuştum. Aslında bir nedeni yoktu bunun. Güneş batarken gökyüzünde oluşan o kızıllık dokunuyor insana, Napoli Körfezi, deniz... Bunları gördükçe sanki bir hüzün çöküyor üzerine. Bütün bunların en iğrenci de, inanın, insanın gerçekten bir şey için hüzünlenmesi! Hayır, kendi yurdunda daha mutlu oluyor insan. Burada hiç değilse her şey için başkalarını suçlayabiliyorsun, kendini temize çıkarabiliyorsun.
Kişiliksiz olmaktan haz duyuyorlar! Yeter ki kendileri olmasınlar, yeter ki kendilerine benzemesinler... Bunun adına da en ileri gelişmişlik diyorlar. Saçmaladıkları şeyler kendi düşünceleri olsa bari...
Bir yakınının kötü duruma düştüğünü gördüğünde, insanın, bu kötü duruma düşen onun en yakını bile olsa, içten bir üzüntüyle, acıyla kıvransa da, hiçbir insanın kurtulabilmesinin söz konusu olmadığı o tuhaf mutluluk duygusu vardı hepsinin içinde.