Alçaklardan oluşan fedaileriyle diktatörden aramızdaki soyulabilicek,ırzına geçilebilicek,sopa çekilebilicek ya da köle edilebilecek en sıradan insana kadar hepimiz gölgemizden korkuyoruz. Akıl dengemizi korumak ve öfke nöbetlerine kapılmamak gittikçe güçleşiyor.
Her ahmak yalan söyleyebilir,zaten pek çok ahmak da yalan söylemeye bayılır. Güney İrlanda'da katolik eğitimli bir kuşağın ürünü olan genç insanların insanlık dışı kötü niyetli davranışları,posta kutularındaki mektupları anlamsızca yakmaları,önlerine gelen telefon tellerini kesmeleri hepimize genel olarak insanlığın alışılmadık ölçüde hain bir maymunun düzeyini pek de aşamadığını ve türümüzün o düzeye ne kadar çabuk geri dönebileceğini hatırlatıyor.
Bu savaşı ya insanın özgürlüğü uğruna,bitmek bilmeyen savaş gerilimini sona erdirmek ve daha iyi bir yaşam biçimine kavuşmak uğruna veriyoruzdur ya da uğrunda savaşmaya değmez bir şey için savaşıyoruzdur.
Biz Britanya ve Fransa halkları,şiddeti ortadan kaldırmak için savaşıyoruz,çünkü yaşamak istediğimiz hayatı savaşan bir dünyada yaşamanın olanaksız olduğunu görüyoruz. Savaşı sonsuza dek bitirmek istiyoruz. Bizim Savaş Hedefimiz en geniş anlamda bu.
Artık bu konuda hata yapılmasını istemiyoruz. Politikacıların bir kez daha işleri karmakarışık edip arapsaçına çevirmelerini istemiyoruz.
Biz Almanlara karşı savaşmıyoruz. Bu konuda herkes hemfikir. En çok da hükümetimiz. Biz Hitler'e ve Nazilere karşı savaşıyoruz. Almanları özgürleştirmek istiyoruz.