Elif K.

Senin orada olduğunu anlamıştım. Bana sırrını veriyordun: Her gün dünyaya sanki ilk kez görüyormuşsun gibi bak! Öğüdünü tuttum ve özenle yerine getirdim.İlk defa Işığı, renkleri, ağaçları, kuşları, hayvanları hayran hayran izliyordum. Burnumdan girip içime dolan havayı hissediyordum. Bir katedralin tavanına yükselen sesler gibi koridoru dolduran sesleri dinliyordum. Yaşadığımı hissediyordum. Katıksız bir sevinçle titriyordum. Var olmanın mutluluğuyla. Büyülenmiştim.
Alıntı
Reklam
Annem ve babama hayatın tuhaf bir hediye olduğunu anlatmaya çalıştım. Başlangıçta bu hediye fazla abartılır: Sonsuz yaşama sahip olduğu sanılır. Sonra verilen değer azımsanır, küçümsenir, herkes ona berbat der, kısa bulur, ondan kurtulmaya hazır gibidir. Sonunda anlaşılır ki hayat bir hediye değil emanettir. Ödünç verilmiştir. O zaman herkes onu hak etmeye, ona layık olmaya çalışır.
Alıntı
“Oscarcığım senin iskeletin hafif, etli butlu da değilsin ama çekicilik ne sadece ette ne de kemiktedir, yüreğinin içindekilerdedir. Ve senin yüreğin dopdolu."
Alıntı
"Eğer aptalların ne düşündükleriyle ilgilenseydim, akilı insanların ne düşündüklerine ayıracak vaktim kalmazdı."
Alıntı
"Haklısın Oscar. Sanırım aynı şeyi hayatımız söz konusu olunca da yapıyoruz. Hayatın ne kadar kırılgan, hassas ve geçici olduğunu unutuyoruz. Sanki ölümsüzmüşüz gibi yaşıyoruz."
Alıntı
Reklam