Kendimi düşünüyorum, her zaman kaçtığım küçük burjuva duygularını, zorunlu olarak katıldığım günlük yaşamın tüm kurallarından bir kez daha kaçmayı başaran kendimi.
Oysa hiç yolculuğa çıkmam.Her an ve her yerde, daha önceleri ve şimdi hep sürekli bir yolculukta değil miyim? Böyle yaşamadım mı? Böyle yaşamıyor muyum? Böyle yaşamayacak mıyım?
...
Sanki romanlar okumuştum
Bir insanı acıtan şeyi
Doğuştan biliyor gibiydim
İçimde yetişkin biri vardı
Hayatı gözlemleyen
Tek başına
Keşfe çıktığım hayatı
Kimse bana
Çocukluğumu anlatmadı
Ayak parmaklarının
Ucuna basarak yürüyen
Kulağı bütün tıkırtılarda
Ve gözleri
Ardına kadar açık
Ama sanki en çok
Kendi içini dinleyen
(Hayata uzun veda/Ataol behramoğlu)
"Herkes bir başka dili konuşuyor. Ya da anlamaya çalışıyor. Aynı dili konuşan iki kişi yok. Her sözü, insanın kendisi için söylediğine inanıyorsun. Her söylenen söz, bir biçimde insanın kendi kendini onaylaması. Karşısındakine bir şey anlatmak istese de, gene kendi gerçeğini, bilmişliğini ya da doğru algılayışını kanıtlamak için söylenen sözler. Bir bedenin üzerinde dolaşan el, kendi bedenini okşamak istercesine dolaşıyor öteki beden üzerinde."