"Sen resmen Ankaralı olmuşsun," dedim.
"Neden öyle dedin?" diye sordu gülerek.
"Baksana, pazar sabahı uyanıp göle gelmek istiyorsun, gölü görünce de deniz görmüş gibi seviniyorsun."
Bütün o "ciddi adam" hallerimiz, dünyayı hafife alan tepeden bakışımız, insanları çok da beğenmeyen, daha ziyade kendimize dönük sevgimiz... Hepsi kayboldu gitti. Ne geldi yerine? Evet, Filiz. "Bir kadın geldi ve biz değiştik," diyeceğim ama değil, "bir kadın" değil, "Filiz" geldi.