"Eğer seni unutursam, ey Yeruşalim,
Sağ elim hünerini unutsun.
Eğer seni anmazsam,
Eğer Yeruşalimi baş sevincimden üstün tutmazsam,
Dilim damağıma yapışsın."
"Sen bu ırmağın kıyısında kaldığın sürece, ben de senin yanında oturacağım. Uyumaya gittiğinde, kapının önünde uyuyacağım. Uzaklara gidecek olursan, peşinden geleceğim. Ta ki bana, 'Defol!' deyinceye kadar. O zaman çıkıp gideceğim. Ama yaşamımın sonuna kadar seni seveceğim."
" 'Öyleyse oraya gidin ve içinizdeki tüm kuşkuları dağıtın.' dedi. 'Ya o dünyada kalın ya da manastıra geri dönün. Olmayı düşlediğiniz yerde tüm benliğinizle olmanız gerekiyor. Bölünmüş bir krallık, düşmanların saldırısına karşı koyamaz. Kafasının içi bölünmüş bir insan, yaşamın yükünü gerektiği gibi kaldıramaz.' "
" 'Bunları yapabilirdim.' Bu cümlenin anlamını hiçbir zaman anlayamayacağız. Çünkü yaşamımızın her ânında, gerçekleşme olasılığı olan bazı şeyler, sonunda gerçekleşmemiştir. Farkına varılmayan büyülü anlar vardır ve sonra, birden, yazgının eli dünyamızı değiştiriverir."