Hem bir kitabın hem de bir serinin sonuna geldim. Direkt seri ile ilgili düşüncelerimle başlayacağım. Genel anlamda serinin konusu,kurgusu,yazım dili ve karakterlerin oluşumu çok başarılıydı. Okurken çok keyif aldım. Birçok kültürün de yer alması kitabı zenginleştirmiş. Daha önce bu şekilde Rus kurgusu okumamıştım ve bilmediğim çok terim vardı ama gerçekten çok keyifliydi. Kadın karakterin seri boyunca kendini ezdirmemesi ayni zamanda tamamen güzellik standartlarına uymaması da benim hoşuma gitti.
O dönemlerde bir kadının nasıl dimdik durup kendi yoluna bakacağını net bir şekilde gösteriyor seri.
Bu kitaba dönecek olursam son kitap olması nedeniyle çok fazla önemli olay gerçekleşti. Ama bu beni sıkmadı aksine hoşuma gitti. Kitabın içinde işlenen tema çok hoşuma gitti. Kitabı sadece tek bir taraftan bakarak anlatmaması da çok güzeldi. Morozko'ya zaten hayranım bunu söyleyeyim de.
Seriyi herkese tavsiye ederim ilk kitapta sizi belki en başlar sıkabilir ama pes etmeyin çünkü oralar daha giriş. Herkese iyi okumalar.
Kötülerin yas tutmamaları,pişman olmamaları ya da inatla bir başkasının inancının peşinden gitmişken sonunda kendi sessiz Tanrı'larına kavuşmamaları gerekirdi.
Konstantin alık alık bakıyordu ama Vasya onun neye baktığını anlayamamıştı. Belki de üzerinde duran yüzü görüyordu:onu sevdiği için hem kendine hem de ona lanet ettiği yaratığın yüzünü.