Eliz Sağlam

Eliz Sağlam
@elizsaglam
“Bence bana o kadar çok aşık olacaksın ki, o gün beyazlar giymek için can atacaksın.” dediğinde yüzünde çok tatlı masum bir ifade vardı.
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"O kadar kolay değil bu söylediğin. Ayrıca, zor durumda olan Artemis Krallığı değil. Aksine…Hem neden siyah giyiniyorsun? Bir prenses olarak renkli şeyler giymen gerekmez mi?" Konudan konuya atlamıştı. Gerçekten konuyu birden değiştirmişti, farkındaydım. Üzerine gitmek istemedim, zaten sonunda bitecek bir ilişkiydi. Birbirimizi sevmeyen iki gençtik. Aile baskısı ve kraliyet uğruna yapılan evliliği ne kadar sürdürebilirdik ki? Bu konuyu kafamdan silerek sorusuna cevap vermek için dudaklarımı araladım. "Çünkü siyah lüksü, zenginliği, ihtişamı ve asaleti simgeler." “Doğru, fakat başka şeyleri de simgeliyor. Karanlık, korku. Ölümü ve matemi. Gizemi ve kötülüğü…” demişti gözlerimin içine bakarak, sesi gizemli bir hal almıştı. “Peki ya siz bayım? En sevdiğiniz renk nedir?” diye sorduğum an bir saniye dahi düşünmeden "Beyaz," diye kısa ve net bir cevap verdi. “Dediğin gibi çok zıt karakterleriz, James.” Dediğimi onaylayarak kafasını salladı. "Öyleyiz, Agusta." derken gülümsemeye başlamıştı. “Affedersin ama, düğünümüzde siyah giymeyeceksin değil mi?” Meraklı bir ses tonu ile sorgulamıştı beni. Giyecektim tabi kii. Siyah rengi benim tüm dünyamı dolduran tek renkti. Zaten başka renk kıyafetim yoktu. Olmayacaktı. “Başka renk kıyafetim yok,” diyerek düşüncelerimi yüksek sesle belirttim. “Siyah gelinlikli bir prenses…” Ses tonu meraklı çıkmıştı. Beni sorgulamaya devam ediyordu. Hoşuma gitmişti. Beni tanımaya çalışır bir hali vardı. “Ne oldu Lordum? Beğenemediniz mi?” diye sesimi öfkeli tutmayı deneyerek. Ne kadar başarılı olduğum tartışılırdı. Gözlerini gözlerime dikerek gülümsedi. Eğlenmiş bir şekilde “Kulağa hoş geliyor.”
Alıntı
İki taht, bir evlilik ve binlerce sır… Ravia Krallığının sonu kötüye gitmektedir. Tek çözümü on sekiz yaşına yeni girmiş kızlarını evlendirmekte bulurlar. Hiç beklenmedik bir anda prenses Augusta, ailesinin el bebek göz bebeği olarak büyümüşken, kendini iki krallık arasında James Edward’ın müstakbel eş adayı olarak bulur. Bu evlilik yalnızca diplomatik bir anlaşma gibi görünebilir, ama sarayın koridorları ihanet ve entrikalarla dolup taşarken, onların bir araya gelmesi tarihin akışını değiştirecek. Krallıklar ve kalp arasında sıkışıp kalan bu çift, gerçek mutluluğu bulabilecek mi? Yoksa bu evlilik her iki krallığın da sonu mu olacak?