Yalnızca aptal olan hayranlık duyuyor, dedi. Düşünce insanı denilen insan, kendini o çığır açan yapıt dediği tek yapıtla bozar ve sonunda gülünç duruma düşürür, ister adı Schopenhauer olsun, ister Nietzsche, fark etmez, ister Kleist olsun ya da Voltaire, kafasını harap eden ve sonunda kendini anlamsızlaştıran zavallı insanı görürüz. Tarih onu ezip geçmiş ve geride bırakmıştır. Büyük düşünürleri kitaplıklarımızda tutukladık, oradan bize ilelebet gülünçlüğe mahkum edilmiş olarak bakarlar, dedi.
Ama basit insanlar karmaşık insanları anlamazlar ve onları kendi iç dünyalarına iterler hem de herkesten daha insafsızca. Basit insan denilenlerin kişiyi kurtaracağına inanmak en büyük yanılgıdır. İnsan en bunalımlı zamanında onların yanına gider ve onlardan resmen kurtuluş dilenir, onlarsa kişiyi daha da derin bir umutsuzluğa iterler. Zaten onlar nasıl olur da karmaşık birini karmaşıklığından kurtarabilirler ki, diye düşündüm.
“Çünkü biz kendimiziz, acınacak olan alçağın ta kendisiyiz. Müzik yeteneği yok!” diye bağırdı, “Var olma yeteneği yok! O kadar kendimizi beğenmişiz ki, müzik eğitimiyle olacak bu iş sanıyoruz oysa yaşama yeteneğimiz bile yok, var olmayı bile beceremiyoruz çünkü var olmuyoruz bile, var olunuyoruz!”