Sevdiğin insana söylemek istediklerin sonsuza dek içinde kalır; o, toprağın altındadır, artık onun gözlerinin içine bakamazsın, kucaklayamazsın, ona henüz söylemediklerini söyleyemezsin.
Belki de nineler ve dedeler, kayıpları adlandırmaya değmeyecek aksesuarlar olarak görülüyorlardır.
.
.
.
Onları uzun yolun bir yerinde doğallıkla, dalgınlıkla, sanki bir şemsiye tutar gibi bırakırız.