Uyanıkken algıladığımızın aynısını sahteliğinin ayırdına varmaksızın uykudayken de algılayabileceğimizden, zihnime giren hiçbir şeyin rüyalarımdaki yanılsamalardan daha gerçek olmadığını varsaymaya karar verdim.
BİZ YETİŞKİNLERİN çocuklara söylediği şeylerin çoğu en iyi ihtimalle tartışmaya açıktır ve sorgulanmayı hak eder. Buna karşılık biz yetişkinler genelikle bir çocuğun dediğimizi sorgulamasını sinirli bir "Neyi kastettiğimi biliyorsun!" ile geçiştiririz. Kızgınca verilen bu tepki ne kadar sindirici, ne kadar adaletsiz, ne kadar duyarsızlaştırıcıdır!Durup ciddiyetle ve dürüstçe düşündüğümüzde çoğu zaman neyi kastettiğimizin açık herhangi bir yanı olmadığını fark ederiz.
Uzaklaşarak gözden kaybolan bir uçak aslında küçülüyormuş gibi görünür ve biz küçülen bir nesne gördüğümüzde onun uzaya çekildiği yönünde bir yorum yapmayı mı öğreniriz? Yoksa bizden uzaklaşan ve bize yaklaşan nesnelerle ilgili yeterli deneyimi edindikten sonra uçak basitçe uzaklaşıyor gibi görünür mü ve herhangi bir çıkarım ya da yoruma gerek kalmaz mı?
Bertrand Rusell bize felsefenin, "her sorumuza yanıt vermese de en azından insanı hayrete düşüren ve günlük yaşamın en sıradan yönlerinde dahi yüzeyin hemen altında yatan tuhaflığı ve bu hayreti açığa çıkaran sorular sorma gücüne sahip" olduğunu söyler.