Okumak insanı olgunlaştırır, konuşmak ustalaştırır, yazmak ise daha somut bir bilgi sağlar. Dolayısıyla az yazanın iyi bir belleği olması gerekir, az konuşanın keskin zekâlı, az okuyanın da bilmediğini bilir gibi görünebilmek için kurnaz olması gerekir. Tarih insanı bilge kılar, şiir iç zenginlik, matematik titizlik, doğal bilimler derinlik, mantık ile söz söyleme sanatı ise şaşırtma yeteneği kazandırır.
Evet, insan kafasının uygun bir öğrenim yardımıyla giderilmeyecek
eksiği yoktur. Tıpkı beden hastalıklarının birtakım beden alıştırmalarıyla
giderilebileceği gibi. Söz gelişi, ağaç topla oynanan on kukla oyunu taşa, böbrek hastalıklarına; ok atmak, akciğerlere, göğse; yürüyüşler, mideye;
ata binmek, baş ağrısına iyi gelir. Dolayısıyla, kafası dağınık bir kimse
matematik öğrensin, çünkü matematik çözümlerinde kafası biraz dalıverse,
bütün çözüme yeniden başlaması gerekir. Kavrayışı, ayrımları görmeye,
saptamaya yatkın değilse, skolastikçileri incelesin çünkü onlar kılı kırk yaranlardır. Bir konuyu aydınlatmakta başka bir konunun kanıtlarından yararlanmayı bilmiyorsa hukuk davalarını incelesin. Böylece kafanın her yetersizliğine, özel bir iyileştirici bulunabilir.