''Ne yapalım, Vlasyevna! Evlat... Senden kopmuş bir parçadır. O tıpkı kartal gibidir. İsterse kanat çırparak gelir, isterse uçup gider. Seninle ben ise, bir ağaç kovuğuna yapışmış, yan yana duran iki kütük gibiyiz. Hiçbir yere kımıldayamayız. Senin için ben, ömrümün sonuna kadar değişmemiş olarak kalacağım. Sen de benim için öyle kalacaksın!''
''Bence ya hep, ya hiç olmalı! Bir hayat bir başka hayata değer. Ben sana hayatımı veriyorsam, sen de bana hayatını vereceksin...
Hem de artık bir daha pişmanlık duymadan, onu geriye de almadan; diye düşünürüm. Yoksa hiçbir şey olmasın daha iyi!''
Bilindiği gibi zaman bazen kuş gibi uçar, bazen de solucan gibi sürünerek geçer. Ama insan en çok zamanın ağır mı yoksa çabuk mu geçtiğini fark etmediği vakit kendisini iyi hisseder.
''Manevi hastalıklar ise kötü bir eğitimden, insanların zihnine küçükten beri sokulan türlü çeşit saçmalıklardan ileri gelir; yani bu ahlak eksikliği, bir tek deyişle, toplumun kötü bir durumda olmasından ileri gelir. Toplumu düzeltin, bu manevi hastalıklar da ortadan kalkar.''