Amerikan Yahudileri, başından beri bir Yahudi devleti kurulmasına şüpheyle bakıyorlardı.
Amerikan Yahudi önderleri İsrail'i her zaman ellerinin altında tuttular.
Kurulduğu 1948 yılından Haziran 1967 savaşına kadar İsrail, Amerikan strateji planlamalarında önemli bir yer tutmuyordu.
Haziran 1967, Arap-İsrail savaşıyla birlikte her şey değişti. Her anlamda, sadece bu çatışmadan sonra Holokost, Amerikan Yahudilerinin yaşamlarının bir parçası oldu.
Nazilerin imha politikaları karşısında halkın suskun kalmasının gerçek nedeniyse Amerikan Yahudi önderliğinin konformist politikaları ve savaş sonrası Amerikası' nda hâkim olan politik iklimdi. Hem iç politikada hem de uluslararası politikada Amerikan Yahudi Elitleri resmi ABD politikasına sıkı sıkıya bağlıydılar.... Soğuk Savaş' ın başlamasıyla, önde gelen Yahudi örgütleri kavgaya atıldılar. Almanya (1949'dan sonra Batı Almanya) savaş sonrasında Amerika' nın Sovyetler Birliği' yle olan mücadelesinde hayati öneme sahip bir müttefiki haline geldiği için Amerikan Yahudi elitleri, Nazi holokostunu "unuttular." Geçmişteki yaraları deşmenin bir faydası yoktu; işleri daha da karmaşıklaştırıyordu.
Anketler, Amerikalıların çoğunun Holokost'u, Pearl Harbor baskınından ya da Japonya'ya atom bombası atılmasından daha iyi bildiğini göstermektedir.
Nazi holokostu, aslında çok yakın zamana kadar, Amerikan yaşamında hemen hemen hiç yer bulamamıştı. İkinci Dünya Savaşı ile 1960'ların sonları arasında, bu konuyla ilgili birkaç kitap ve filmden başka bir şey yoktu. ABD'de bu konuyla ilgili ders veren sadece bir üniversite vardı.
Ancak, "bizim" çektiklerimiz ile "onların" çektikleri arasında ahlaki bir ayrım yapmanın kendisi de ahlaki bir sahtekârlıktır. Platon insancıl bir yaklaşımla şöyle diyor: "İki perişan insanı karşılaştırıp birinin diğerinden daha mutlu olduğunu söyleyemezsin." Afro-Amerikalıların, Vietnamlıların ve Filistinlilerin çektiği çileler karşısında annemin inancı hep şuydu: Hepimiz holokost kurbanlarıyız.