gözümün kıvrımına bir şeyler karalıyor acemi bir şair. yeni yeni alıştığı teknikle yeni bir şeyler yaratmak için bilimum bir gayret içinde...
buna mukabil ezan okunuyor ikindi vaktinde canının içinden geçiyor ince bir paslı şiş ve sevdasına teğet geçiyor sonbahar
bunca pişmanlık içinde edebiyat yardim edebilir mi aciz bir aşığa alet olmayı ister miydi şiirler onun kutsal saydığı bu kırmızı duygulara, zannımca ağlıyor acemi şair daha bi basiretsiz geliyor bana artık o. bilakis benden daha güçlü en azından aşık bir tanrıça kederine, ben napıyorum ekim sabahında güz yaprağında okula gidip geliyorum saçma saçma dünyalık gayelerle boğusuyorum o şairin yerinde olmayı isterdim bi kadını hudutsuzca sevmek düşlemek onu uygunsuz vakitlerde ve içime çekmek bütün kanserli hücrelerini. bu kafayla zor biraz. ben sonbaharda sevdalanmazsam zambak kokulu leylama ne vakit sevdalanırım çölleri aşacağım aşkıma