İnsanlar ölüyordu ve onlardan geriye kalan eşyalar ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Nesnelerin kafası karışıyordu insanlar ölünce. Sahiplerini arıyorlardı meraklı gözlerle. Yokluklarına şaşırıyor, yerlerini yadırgıyor, ha bire tozlanıyor ve tıpkı sahipleri gibi oldukları yerde çürümeye başlıyorlardı.
Oysa ölüm, insana açılan tüm kapıların sonsuza kadar kapanması demekti ve onca acıya rağmen hâlâ hayatta kalmak, dünyaya katlanıyor olmak kötü bir pas tadı bırakıyordu insanın ağzında.