Daha önce Brooklyn’e hiç gitmemiştim ve hakkında hiçbir şey bilmiyordum fakat şehirde, özellikle de hiç bilmediğim bir şehirde yaşama fikri hoşuma gitmişti, bütün o kalabalıkların, trafiğin, bir kitapçıda çalışmanın, bir kafede garsonluk yapmanın düşüncesi bile bana iyi gelmişti; kim bilir ne acayip bir dünyaya girecek, ne kadar yalnız kalacaktım? Yemeklerimi tek başıma yiyecek, akşamları köpekleri gezdirecektim ve kim olduğumu hiç kimse bilmeyecekti.