• Yaşasın Türk ve Kürt halklarının devrimci bağımsızlık mücadelesi!
    Yaşasın işçiler,köylüler!
    Kahrolsun emperyalİZM
  • Fidel çok insan bir dev
    Ağarmış saçları sakallarıyla
    Karlı bir dağ.
    Gözlerinde güleç
    Kardelenler açıyor,
    Sesi titremeyen bir ses
    Umudun sesi.
    Demirel'e Türkiye'yi övmüşmüş,
    Mesut Bey'i de adam yerine koymuşmuş.
    Laf kıtlığında asmalar budamıyor Fidel,
    Son konuşmasında, yukarı yarımkürenin aşağı yarımküreyi
    -----ezmesine küreselleşme dendiğini mimledi.
    Sade konut monut davasıyla da yetinmedi.
    Emperyalizm yüzünden, insanlığın altından
    Toprağın nasıl kaydığını anlattı,
    Sosyalizmin teslim olmadığını temsil etti.
    Hoş geldin Fidel,
    Gidişinle de
    Bizi yine nahoş çakallarla başbaşa bıraktın.
  • (Sayfa 42-43)
    Birinci Millet Meclisinde Şer’iye Vekilliği etmiş, Eskişehirli bir Türk hocasının Türkler gibi “ve” demek yerine, Araplar gibi “vua” dediğini belki henüz unutmamış olanlar vardır.

    Suriye, Filistin ve Hicaz’da:
    —— Türk müsünüz?
    Sorusunun birçok defalar cevabı:
    —— Estağfurullah! idi.

    Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş, ne de vatanlaştırmıştık.

    Osmanlı İmparatorluğu buralarda, ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi.

    Eğer medrese ve şuursuzluk devam etmiş olsaydı, Araplığın Anadolu yukarılarına kadar gireceğine şüphe yoktu.

    Bizim emperyalizm, Osmanlı emperyalizmi, şu ana fikir üstünde kurulmuş bir hayal idi: Türk milleti kendi başına devlet yapamaz!
    Falih Rıfkı Atay
    Sayfa 42 - Pozitif Yayınları; Baskı: Haziran 2020, İstanbul
  • Kürt'ü Türk'e; Türk'ü Kürde'; Ermeni'yi Türk'e; Türk'ü Ermeni'ye; Alevi' yi Sünni'ye, Sünni'yi Alevi'ye düşman eden, emperyalizm ve emperyalizmin Ortadoğu'daki çıkarlarıdır.
  • Bazen diyorum ki bizim kafamızı neden böyle ıvır zıvır şeylerle dolduruyorlar? Sonra hemen buluyorum cevabı: Sürekli bunlarla meşgul olan bir genç, şunları düşünemez: ulan bizi kim yönetiyor, nasıl yönetiyor, sömürülüyor muyuz, işler yolunda mı, dünyadaki itibarımız nedir, kimliğimizi ve kültürümüzü koruyabiliyor muyuz, emperyalizm nedir, modernizm nedir, çağdaşlaşyoruz derken yozlaşıyor muyuz vesaire..
    Ömer Faruk Dönmez
    Sayfa 26 - İz
  • Ekonomik sistem büyük ölçekli dönüşümlerin içine girdiğinde bir süre sonra krize neden olmaktadır. 1873 tarihli Uzun Depresyon, merkantilizmden sanayi kapitalizmine geçişin sancıları sonucunda çıkmıştır. Ticaret kapitalizminden sanayi kapitalizmine geçiş kuralları ve denetimiyle birlikte uygulanması gereken büyük bir dönüşümdür. Ne var ki uygulama böyle olmamış, kurallar ve denetim hep çok gecikmeli olarak gelmiş, gelene kadar da kriz yaratan ortam gelişmiştir. Sanayi kapitalizminin yarattığı aşırı üretimin deniz aşırı ülkelere pazarlanmasıyla sorun aşılabilmiştir. Lenin bu aşamayı emperyalizm olarak adlandırıyor.

    1929 tarihli Büyük Depresyon, ticaretin bütün dünyada serbestleştiği ve finansal kapitalizme geçiş aşamasının yaşandığı bir dönemde çıkmıştır. Ekonomik sistemde yine büyük bir dönüşüm yaşanmaya başlamış, uygulama, yine kuralları ve denetimi beklemeksizin ilerlemiş ve sonuçta kriz yaratmıştır.

    2008 Küresel Krizi ise kapitalizmin küreselleşmesinin ardından çıkmıştır. Bu kez yaşanan büyük dönüşüm sermaye hareketlerinin serbest kalması ve bütün dünyanın tek bir oyun alanına dönmesi biçiminde ortaya çıkmıştır. Kurallar ve denetim yine bu yeni dönüşüme ayak uyduramamış ve başıboş kalan sistem yine kriz yaratmıştır.
  • İlk insan topluluklarında sınıflar yoktu.Bu sınıfsız topluluklar “İlkel Sosyalist Toplum ” denir. Fakat insan toplulukları bir müddet sonra “sömüren ve ezen” ile “sömürülen ve ezilen ” diye başlıca iki sınıfa ayrıldılar.Sömürenler daima küçük bir azınlık, sömürülenler ise her devrede (bugün de olduğu gibi )büyük çoğunluğu teşkil ediyorlardı.Hz.İsa’dan önceki devirlerde Roma İmparatorluğu’nda insanlar başlıca iki sınıf idiler.

    1–Patriçiler (zengin efendiler)
    2–Plebler (fakir köleler )

    Patriçiler devleti yönetenlerdi.Ellerinde geniş toprakları vardı.Köle olan plepleri kendi menfaatleri için muhteşem mezarlar yaptırırlardı.Bütün bu işler karşılığında, bu köleleri horlarlar, öldüresiye döverler, çeşitli işkencelere tabi tutarlardı.

    Bu yüzden köleler de efendilere müthiş bir kin besliyorlar, her an isyan etmek için hazırlanıyorlardı.Bazen orada burada dağınık olarak ayaklandılarsa da başarı kazanamadılar.

    Fakat kölelerin arasından Spartaküs adında bir kahraman çıktı. Köleleri etrafında topladı. Romalı efendilere karşı çok başarılı savaşlar verdi.
    Spartaküs Trakya’da doğmuştu. Savaş esiri olarak Roma’ya getirilmiş ve köle olarak bir efendiye satılmıştı. Satıldığı yerde kendisi gibi 200 kadar köle vardı.Hep beraber kaçmayı denediler. Ancak 70 kişi kaçabildiler.Bir çok köleler Spartaküs ‘ ün etrafında toplandılar.Mülk sahipleri ve efendilere karşı ayaklanarak çarpışmaya başladılar. İlk defa:Roma yöneticileri tarafından üzerlerine gönderilen 3 bin kişilik orduyu yendiler ve pek çok ganimet kazandılar.

    Çiftçiler tarlalarını, çobanlar sürülerini, bütün köleler efendilerini bıraktılar. Mahpuslar zincirleri kırarak zindanlardan kaçtılar. Hepsi Spartaküs etrafında birleşerek kurtuluş için savaşmaya başladılar… Spartaküs bu köleleri teşkilatlandırdı.Düzenli bir ordu kurdu. Üzerlerine saldıran 10 bin kişilik bir Roma ordusunu yendiler. Spartaküs :Roma tarafından tekrar gönderilen 30 bin kişilik orduyu da bozguna uğrattı.
    Son derece güçlü, zeki ve uzak görüşlü olan Spartaküs Roma devletini yöneten zengin efendileri ortadan kaldırıp, yönetimi fakir köleler in eline vermek istiyordu . Bunu temin etmek için ortaya insanca kanunlar koydu. Altın ve Gümüşü kaldırdı. Sade bir yaşayışa ve askerlik talimlerine önem verdi.Herkesin birlikte yaşamasını, çalışmasını ve birlikte yemesini eğlenmesini sağladı. Kurduğu düzenle efendi ve köle sistemini tamamen ortadan kaldırdı. Herkesten çok çalıştı, herkesle beraber yedi ve kendisinde üstünlük görmedi. Bu onun başarısının temeli oldu.

    Bu sırada, Spartaküs’ün ordusuna Goluva ve Cermen halkından katılanlar oldu.Bunların başında Crixius vardı. Spartaküs doğrudan doğruya Roma’ya hücum etmeden önce güçlerini toplayarak birlik sağlamak istiyordu. Crixius ise doğrudan doğruya Roma’ya karşı koymak fikrindeydi.Bu konuda anlaşamadılar…Spartaküs ‘ün haklı görüşüne Crixius katılmadı. Böylece aralarında anlaşmazlık başladı. Crixius Roma’ya ansızınsaldırdı.Başarı kazanamadı. Savas meydanında öldü.Ordusudağıldı. Kaçanlar tekrar Spartaküs ‘ e katıldılar. Roma’lılar yeniden saldırınca, ordu içinde anlaşmazlık çıktı. Goluvalılar disiplinli ve birlik içinde hareket etmediler. Spartaküs ‘ün birlik ve beraberlik fikirlerine karşı çıktılar. Bozgunculuk ettikleri için Spartaküs’ün ordusu yenildi. Spartaküs savaş meydanında yaralandı, binlerce esirle beraber çarmıha gerilerek öldürüldü.

    İşçi kardeş :
    Spartaküs olayından bir ders çıkaralım. Bizi sömüren Emperyalizm ve Kapitalizmin zulmünden kurtulabilmemiz için önce birleşmemiz gerekir. Birlikten kuvvet doğar.

    Hikmet Kıvılcımlı - Sosyalist Gazetesi Sayı: 9 – 15 Aralık 1970

    http://www.turkiyedireniyor.org/...imciler-1-spartakus/