“unutup gitmek mi? ah, estella, benim varlığımın, öz benliğimin parçasısın sen. yontulmamış bir köy çocuğu olarak buraya geldiğim ilk günden beri, yüreğimi yaraladığın o ilk günden beri okuduğum her satır yazıda, görüp baktığım her manzarada sen varsın; ırmakta, karanlıkta, rüzgârda, korularda, denizde, sokaklarda. okuyup duyduğum, kafamda canlandırdığım tüm tatlı düşlerin, güzelliklerin canlı simgesi sensin. estella, istesen de istemesen de son nefesime dek kişiliğimin bir parçası olarak kalacaksın; içimdeki iyilik kadar kötülüğün de bir parçası. ama bu ayırımı yaparken seni hep iyilikten yana görüyorum. son nefesime dek de öyle göreceğim, çünkü şu sırada duyduğum acı ne denli keskin olursa olsun, senin bana ettiğin iyilik sanırım kötülükten daha fazladır. tanrı seni esirgesin, estella, tanrı bağışlasın seni!”
evlenmek için en çok sabırsızlık gösteren gençler nedense pek uygun olmayan çiftlerin, pek mutlu olmayan ailelerin çocukları arasından çıkıyor genellikle.
gözyaşlarımızdan utanmamızın hiçbir zaman gereği yoktur bence. bunlar kötü yüreklerimizin üstünü örtüp kapatan tozlara dökülen rahmettir çünkü. ağladıktan sonra ben daha iyi bir insan olmuştum…