Daha sade bir yaşam biçimi, insanın ruhsal yenilenmesine de imkân tanır. Bugün ruhun krizi, insanın her şeyi bitimsiz bir iştahla üst üste yığarken kendi ruhuyla irtibatını koparmasından kaynaklanıyor. Birçoğumuz mutluluk ve başarıyı içimize bakarak değil, dışımızda nelere sahip olduğumuza ve neleri alacak gücümüz bulunduğuna bakarak tespit etmeyi alışkanlık edinmiş durumdayız.
Ekonomik ve teknolojik ilerleme daha iyi toplum sunmadı bize. Aksine, yüksek hayat standardı giderek bir gayriresmi baskı aracına dönüştü. Modern hayat pek çok sıkıntının daha fazla tüketimle giderilebileceğine dair bir yanılsama yarattı. Oysa duygusal sorunlara maddi çözümler bulmak geride bir tür kişisel tatminsizlik hissi bırakır.
Çocuklar oldukları ve olacakları biçimde görülmediğinde aşk ve zekâ için taşıdıkları o eşsiz potansiyel görmezden gelindiğinde bir "ruh yarası" ile büyürler.