Bu harabede beraberce kül olmaktansa, harice bir pencere açmanın vakti gelmedi mi? Bu zulmü bir kader-i mutlak gibi kabullenmek, ruhumuzu her gün birer parça daha idâm etmek değil midir?
- Kader-i mutlak: Değ işmez kader.
Âlem yavaş yavaş soluyordu, renklerini kaybediyordu,
Kin ve nefretin zehri her şeyi çürütüyordu.
Yıldızlar eskisi gibi parlamıyor, galaksiler aynı ahenkle dönmüyordu,
Çünkü kalplerdeki sevgi azalmış, umut çoktan sönmüştü.