Titreşimimiz değişmedikçe,farklı bedenlerde aynı döngüleri yaşamaya devam ederiz. Tabii ki herkes ilişkiye geçmiş bavuluyla gelir. Normal ağırlıkta bir bavulu ilişki kaldırabilir ancak çok ağır bir bavul, ilişkinin gelişmesine ve bağların sağlıklı örülmesine baştan ket vuracaktır. Kimse bir başkasının çocukluk travmalarıyla, olmamışlığıyla,öfkesiyle uğraşmak zorunda değil. Kendimizi iyileştirmekten biz sorumluyuz. Bu sorumluluğu alamayanlarla ilişki yürümez. Kendisiyle mutlu olamayan birini mutlu etmek için çabaladığınızda, sürekli artan talepleri içinde boğulur,sonrasında da yetersiz biri olmakla suçlanırsınız.
Elbette her zor gecenin bir sabahı vardır. Ancak geceye girenle sabaha çıkan kişi aynı değildir. Çünkü yaşadığımız her şey bizi dönüştürür. Bazen olmamız gereken kişiye, bazense ondan çok uzağa.
Genellikle olmaz ama, olur da sizden af dileme gafletine düşerlerse onlara şunu söyleyin:"Affetmek mi? Af dilediğin insan,benim ateşten geçmeden önceki halimdi. Ateşlerde eridi,öfkenin ve hüznün çekiciyle yeniden şekil aldı. Evet,onu hatırlıyorum ama ben artık o değilim. Yaşattıkların da onunla birlikte eridi. O yüzden af dilemenin artık hiçbir önemi yok."