Devlet bir sobadır ve yakıtı da yalnız insandır. Yakılacak insan olmazsa soba söner. Sönen, yanmayan sobanın da hiçbir yararı yoktur. Ama öte yandan bu insanlar da devlet olmadan yaşayamazlar. Sobayı tutuşturan da yakan da onlardır.
İşte böyle anlarda yüreği paramparça olsa da, geride bıraktıklarıyla bağını koparamıyor, ailesi için duyduğu kaygı ve acılar bütün benliğini kaplıyor, dolduruyordu.
Umutsuzluk ve acılar içinde kıvransa da bazen kendine sormadan edemiyordu: “Niçin böyle davranır bunlar? Görünüşe bakılırsa onlar da insan! İnsan insana nasıl bu kadar acımasız olur, bu kadar nefret duyar?