Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
Onlar ki toprakta karınca, suda balık havada kuş kadar çokturlar;
korkak,cesur, câhil,ve çocukturlar
ve kahreden yaratan ki onlardır,
destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.
Bir tanem son mektubunda başım sızlıyor
Yüreğim sersem, diyorsun
Seni asarlarsa, seni kaybedersem, diyorsun yaşayamam
Yaşarsın karıcığım, yaşarsın
Kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda
Yaşarsın kalbimin kızıl saçlı bacısı
En fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı...