• Merhaba arkadaşlar. Panama Yayıncılık güzel bir çalışma yapmış. Şöyle ki, A101 adlı şirketi biliyorsunuz, üzerinde 19 TL yazan bu kitabı 5 liraya getirmişler. Baktım şöyle bir, dedim hem sıfır kitap hem de sadece 5 TL. Yorumlarda olumlu. Arka kapak hikayesi de merak uyandırıcı. Alalım dedik ve aldık.
    Olayımız şu aslında. Manyak bilim adamları var. Bunlar şizofren olduğu için biz napsak napsak derken akıllarına bir fikir geliyor. Diğer deliler de karşı çıkmayıp bunlara uyuyor. Ne kadar hasta ruhlu peze (katil) varsa hepsinin genlerini alıp normal insanlara kopyalıyorlar. Sonra kesmiyor bunları, haydi bir de bu insanları zengin – fakir olarak yetiştirelim; bakalım kötülük yetişmeden mi yoksa genlerden mi geliyor bunu anlayalım diye karar alıyorlar. Hepsi de bunu mantıklı buluyor ve başlıyorlar.
    Hadi bir de kitabımızın ana karakterlerini verelim. Albert Fish, Jeffrey Dahmer, Henry Lee Lucas, Dennis Rader, Ted Bundy ve David Berkowitz. Bu ruhsuz şizofrenlerin özelliklerini de sıralayım. Kitabın nasıl bir çalışmayla geçtiğini belirtmiş olalım.
    Albert Fish: https://i.hizliresim.com/aYZgpQ.jpg
    Bu çatlak dede, bildiğimiz yamyam. 24 yıl ve 100’den fazla cinayeti olan birisi. Burası film yeri olmadığından onun için yapılan film yerine sizlere çok da tanıdık bir yazar olan (Stephen King) bir kitap önereceğim. Kara Ev.
    Jeffrey Dahmer: https://i.hizliresim.com/WDOoym.jpg
    Bu şizofren arkadaş da ‘Nekrofili’ ama onu burada açıklamayacağım. Hayatını araştırırken en sevdiğim kısım hapisteki öldürülme şekliydi. İyi olmuş.
    Henry Lee Lucas: https://i.hizliresim.com/NDQGBg.jpg
    İlk kurbanı annesi olan bir ruh hastasındayız. Şaka yapmıyorum arkadaşlar, kendi ağzından verdiği ifadeyle (her ne kadar sonradan yalanlasa da) 500-600 kişi öldürdüğünü, sayısını bilmediğini söyleyen bir çatlak bu da.
    Dennis Rader: https://i.hizliresim.com/ODXa4A.jpg
    Bu garip arkadaşın fantazisi ise farklı. Gerçekten de. 34 yıl yakalanamadı. Öyle bir sıkıldı ki kendini ihbar etti. Gene yakalanmadı. Cinayetin üstüne maktulün evinden kendini ihbar etti, gene yakalanmadı. Bu da böyle bir ruh hastası işte.
    David Berkowitz: https://i.hizliresim.com/dBVMAn.jpg
    Adı sanı pek bilinmeyen (en azından sona ayırdığım şahsa göre) bu katil ise, 13 ayda New York’u kasıp kavurmuştur. Mr. Monster adıyla da bilinen ve polisi sürekli arayıp soran bu manyak da tüm umutların tükendiği anda kendisine verilen Trafik Cezası ile yakalanmış birisidir.
    Ted Bundy: https://i.hizliresim.com/vPByqp.jpg
    Seri Katil kelimesinin sözlük tanımı desek yeridir. Seri katillikte son dönemin atası da paşası da babası da bu adamdır. Kuzuların Sessizliği – Tomas Harris romanında karşılaşırız onunla. Yetmez Prison Break dizisindeki (bak bunu seyrettim, dayanamadım örnek verdim) Theodore Bahwell (Bundy) karakterinin ilhamıdır. [Ayrıca o karakterdeki oyuncunun hapishane sahnesinde oldukça komik bir rolü de mevcuttur. Robert Knepper’dan bahsediyorum yanlış anlaşılma olmasın da.]
    Tüm bunlardan sonra bu kadar malzemeyi bir araya getiren yazar nasıl bir final yaptı dersiniz? Neyse şu yoruma, çekilen zahmete ayıp olmasın. Keyifli okumalar dostlar. Bana kalırsa bir okuyun derim. Şimdiden mutlu tatiller dilerim..
  • Selamlar. Bugün itibariyle sigarayı bırakmış olmamın 3. sene-i devriyesine geldim. Üniversiteye başladığım hafta ilk paketi alıp, 5 sene sık sık içtiğim ve hatta son senelerde parasızlıktan 'kaçak' içip, bu da 'kesmediği' için günde 2 paket içmeye başladığım sigaraya 3 senedir elimi sürmedim.

    1 kitap ve 15 gün kullandığım bir ilacın yardımı sayesinde temelli bırakmıştım.
    Kitap: Sigarayı Bırakmanın Kolay Yolu
    İncelemem: #4596592
    İlaç: Devlet hastanelerinin sigarayı bırakma merkezlerinde verilen Champix isimli ilaç

    Son zamanlarımda zaten sigaradan bıktığımı hatırlıyorum. Kitap irademi kuvvetlendirdi. İlaç da başlangıçta gelen bir kaç krizi kolaylıkla atlatmamı sağladı. İlacın artısı, kesinlikle nikotin içermemesi. İlaçtan her bir hap aldığınızda üst üste 5-6 sigara içmiş gibi oluyorsunuz.

    3 senenin ilk 1-2 ayı dışında herhangi bir şekilde ne canım istedi, ne kriz geldi. Yalnız kitaptan da anladığım ve tecrübe edindiğim kadarıyla tekrar başlamak çok basit. Bir dal yakarak direkt hiç ara vermemiş gibi tekrar başlayabiliyorsunuz. O yüzden bir süre ciddi anlamda bıraktından sonra, kesinlikle hiçbir şekilde elinizi sürmeyin. Kitapta da mealen beynin şöyle bir yanılsamaya girdiği anlatılmıştı: "Bir kaç aydan sonra kişi sigara kokusundan tiksinir hale gelir. Ben bu mereti bunca zaman nasıl içmişim der. Sonra karşısına bir sigara çıkınca, örneğin bir arkadaş ortamında, bu kadar tiksinç bir şeye bu tecrübeyle hayatta bir daha alışmam deyip, alışma korkusu yaşamadan bir fırt çeker. İşte o ilk fırtta, her şeyi mahveder. Her şey başa döner.“

    1 sene gibi geçtikten sonra, canım sıkıldığında ya da özgüvenim eksildiğinde ‘sigarayı bıraktım lan ben’ diye düşünüp mutlu oluyordum. Öyleki kabus gibi bazen rüyamda sigara içtiğimi görüyordum. Sabahları lütfen rüya olsun, sigaraya başlamış olmayayım diye uyanıyordum. :) Sigarayı gerçek anlamda bırakmadan, sigaranın hayat kalitenizi ne kadar düşürdüğünü gerçekten anlayamazsınız. Üniversitedeki öğrenci evi odamın tavanı dumandan siyahlaşmıştı. Düşünün, elbiselerinizi yıkayıp bavulunuzu alıp memlekete ailenin yanına gidiyorsunuz. Anneniz elbisenize sinen sigara kokusundan dolayı tekrar yıkıyor aynı elbiseleri.

    Son olarak, ‘sigarasız yemek mi?’, ‘sigarasız film mi?’, ‘sigara içmeyenler nasıl mutlu oluyor abi?’ gibi sorular sorduğunuz biliyorum. :) Şahsen ben kül tabağını masaya koymadan, kod yazamıyordum. Kitapta en beğendiğim kısım sigara-mutluluk-konstantre meselesini anlattığı kısımdı: ‘Normal bir insanın mutluluk derecesi %70 olsun. Bu insan sigaraya bağımlı olduğunda, bir süre sonra canı nikotin çekmeye başlar. Örneğin 20-30 dakikada bir canı nikotin çeker. Bu aradaki süreler gittikçe kısalmaya başlar. Hatta uzun süredir içenler bilir, bazen sigarayı içerken, bir sonraki sigaranızı düşünmeye başlarsınız. :) Dolayısıyla sigara bağımlısı bir insanın mutluluk derecesi %70’ten, %40-%50’lere kadar düşer. Sonra her sigara içip, nikotin ihtiyacını karşıladığında, bir rahatlama hisseder. Mutluluk seviyesi %60-%65’lere kadar çıkar.’ Kısacası, evet bu doğru bir şey. Sigara içince daha iyi ders çalışılıyor. Daha iyi konsantre olunuyor. Daha mutlu olunuyor. Fakat bunun nedeni, sigaraya bağımlı olmanız. Sigara içmeyen bir insanın böyle bir bağımlığı olmadığından dolayı, o zaten konsantre. Zaten normal mutluluk seviyesinde. Yani, evet büyük sırrı açıklıyorum, sigarayı tamamen bıraktığınızda daha konsantre ve daha mutlu olacaksınız. Filmlerden, yemeklerden daha çok zevk alacaksınız. Bunu garanti ediyorum.

    Herkese sağlıklı günler, iyi okumalar dilerim.
  • Değirmenler Vadisi’nde birbirine benzeyen erkekler, kadınlar ve çocuklar yaşarmış. Bir gün, her şeyi en iyi yapan makineler gelmiş.Bu her şeyi en iyi yapan makineler sayesinde her şey kusursuzmuş. Kusursuz bir an yaşamak, kusursuz bir tatlı yemek ya da kusursuz bir arkadaş edinmek için bir düğmeye basmak yeterliymiş.
    Peki o zaman kayan yıldızlar hangi dilekleri gerçekleştirecekti?
  • BAZEN UNUTMAK İSTERSİN-Kürşat BAŞAR
    “Hayallere gelince, bir başkası üzerine kurulu her hayalinizin bir gün yıkılacağını öğrenseniz iyi edersiniz. Yoksa büyümemişsiniz demektir”
    Yine bir efsane Kürşat Başar kitabı ile geldim..
    Hayatta yaptığımız hataları en güzel şekilde dile getiren, insan ilişkilerini en güzel şekilde yansıtan bir kitap. Her sayfasının altını çizdiğim, okurken kendi hislerimi yaşadığım efsane kitap. Her Kürşat Başar’ın kitabını okuduğumda “evet gerçekten de öyle “ cümlelerini defalarca kez söylüyorum. Bir adam kadınların dilinden ancak bu kadar iyi anlayabilirdi. Sadece kadınlarda değil, hayatından dilinden, yaşanmışlıklardan bu kadar güzel bahsetmesi her kitapta beni kendine fazlaca bağlıyor.
    Bu kitap, okunduktan sonra kenara koyulmaz. Hayatın her anında, her yaşta alıp tekrar okunacak bir kitap. Bakış açınızı değiştirmenizi, hayata daha farklı bakmanızı sağlıyor. Kitabın altını çizdiğim, not aldığım o kadar çok yer var ki, kitabı okurken kendimi Kürşat Başar ile sohbet ediyormuş gibi hissettim.
    Hangi yaşta olursanız olun, bu kitabı mutlaka okuyun. Eminim ki bu kitap sizin hayatınızı değiştirecek ve yıllar geçse de sizin kalbinizde, beyninizde size arkadaş olacak.. Okuduktan sonra beni anlayacaksınız.. Mutlaka alın , okuyun, yaşayın..
  • Şükür ki eski halime geri döndüm..
    Bazı şeyler gözümü gerçekten kör etmişti. Aşktan başka hiçbir şey görmüyodum. Aşk gözümü o kadar kör etmiş ki. Geçmişe dönüp bakıyorum da ne çok hatalar etmişim. Her şey film şeridi gibi gözümün önünden geçti bu son 1 saat.
    O kadar çocuklaşmışım ki. Kendimi kaybetmişim gerçekten. Delirmişim şarkılarda. Çıldırmışım. Çok saçmalamışım. Mantığımı aklımı kaybetmişim.
    Ve bu durumdan herkes rahatsız. En küçük kardeşimden tut dedeme kadar. Arkadaşlarım. Herkes. Değiştiğimi söylüyorlar. Bu kaç haftadır. Delirdin mi diyorlar. Çocuk gibisin diyorlar. Çıldırmışsın içiyorsun kafan güzel diyorlar. Bi ben kabul etmedim. Ama çok şükür bu gece ben de anladım. Aşkın gözü körmüş gerçekten. Hiçbir şey görememişim. Delirmişim şımarmışım çıldırmışım saçmalamışım.
    Gururumu yerler altına almam. Saçmalamam. Kalmayan yalanları söylemem. Kendimi çok gözden düşürmem. Düşünüyorum da benim gini ciddi bir kız nasıl bu hale geldi. Ama çok şükür ki artık bu saniyeden sonra her şeyin farkındayım. Bu kadar duygusallık yetti. Çünkü beni inanılmaz derecede yoruldum yıprandım yıpratıldım...
    Artık hiç gerek yok.
    Duygusallığı bir kenara bırakmanın vakti geldi.
    Artık eski beyza ya geri dönmenin vakti çoktan geldi geçiyor bile...
    Her şeyi geride bırakıcam. Ve kendime yeni bir sayfa açmaya karar verdim.
    Artık aşka yer yok...
    Çünkü aşk başa bela.
    Benim sorumluluklarım var. İlgilenmem gereken ailem var. İlgimi bekleyen arkadaşlarım var. Bir haftadır ertelediğim yakın arkadaş konuşmalarım var. Gideceğim gezeceğim yeni şeyler keşfedeceğim mekanlar var. Hayallerim var...
    Kariyer hedeflerim var. İnsnlara hizmet etmem gereken hayallerim var. İnsanlara nasıl daha iyi gelebilirim gibi düşüncelerim var...
    Mantığımı kullanmalıyım artık. İşlerime odaklanmalıyım. Hayatıma beni sevenlere değer verenlere kullanmayanlara odaklanmalıyım artık...
    Ruhum kalbim aklım....
    Sizi o kadar yordum ki..
    Kendimi o kadar çok özledim ki...
    O kadar yorgunum ki...
    Hep tek kişi olmaktan bir türlü birleşememekten o kadar yoruldum ki...
    Sevilmemek...
    O kadar acı bir durum ki..
    Kullanılmak aşağılanmak imansızlık ve dinsizlikle suçlanmak...
    Kalmayan küfürlere ağzıma almaya çekindiğim küfürlere hükümlere damgalara maruz kalmak...
    Çok acıdım kendime. Gerçekten de tam da dediğin gibi çok yüzsüzmüşüm...
    Sana aşık olmak benim için en büyük hatam...
    Umutlarımda hayallerimde rüyalarımda beklentilerimde aklımda kalbimde hayalimde hep sen olman...
    Aşkın gözü kör olsun...
    Çünki bana hiç ama hiç yaramadı...
    Gram karşılığını almadım. Bu saatten sonra da istemem artık karşılık falan.
    Ve hata hep bende ne yazık ki...
    Senin hiç suçun yok...
    Sen bir meleksin!!
    Bana gram yüz vermedin.
    Seni daralttım sıktım bunalttım belki yalanlarımla üzdüm ağlattım...
    Affet beni.
    Aşk bana gram yaramadı. Bundan sonra da istemem aşk meşk...
    İstemem ki artık..
    Ben eskilerimi yalnızlığımı seviyorum...
    Yalnızlığıma tekrar yeniden aşık olucam...
    Unutucam seni!
    Hoşçakal!...
  • Akıllı bir insan için en iyi arkadaş yine kendisidir.