(Seninle konuşmanın özel grameri: Hemen hemen her cümle "hatırlıyor musun" sorusuyla biter, ortak geçmişimizin g'si büyük yazılır, eylemlerimizin kipi daima güzel geçmiş zamandır ve Çetin ile Ender'i birbirine bağlayan bağlaçlar saymakla bitmez.)
Sayfa 94 - 95
Dört kişilik yemek masasında komşu kenarlarda oturan iki kişi böyle birkaç saniye bakışınca ne olur? Şu olur: Bu iki kişi kendilerini diğerlerinden yalıtır. Canlılığın ilk ve temel aşamasının, bir "iç" ve "dış" yaratan, böylece kendisini çevreden yalıtan hücrenin ortaya çıkışı olduğunu biyoloji söylüyor; her türlü sıcak insan ilişkisinin aşağı yukarı aynı şeyi yaptığını da ben söylüyorum. Birbirine dönersin! İki insan birbirine döner! Bu bakışlarla olur ya da aynı yerde susmayla örneğin, en basit biçimde. Sonra, öyle birbirine dönük, kendi dilini yaratırsın. Esnaflar ve zanaatkarlar da böyledir Çetin. Seyirciye sırtlarını dönerek çalan Bebopçılar da. Seninle biz de böyleyiz. Kimsenin anlayamayacağı bir dilimiz var. El kol hareketlerimizle, yüz ifadelerimizle, nihayet sözcüklerle örülen bir dil. Bir tür argo. Kendi meslek - 62 - sırrımızı korumak için. Azınlık kültürümüzü korumak için. Bütün sıkı ilişkiler bir azınlıktır çünkü. Sırtlarını "dışarıya" bir güzel dönmüş iki insanın oluşturduğu azınlık. Düşünsene Çetin, şimdi şuraya "Milliyet Sanat dergilerine başvurmamız lazım! " diye yazsam, bu dünyada seninle benim dışında kim ne anlar Allah aşkına ! Nihal'in bana bakışı da böyle bir şeydi işte. "Senin odanda, masayla kitaplık arasında, öğleyle akşam arasında ve hatırlamakla unutmak arasında, bizi birbirimiz için var eden cümlelerinle anlatmıştın bana bunları," der gibi bakmıştı. Ender ile Nihal'i , Çetin ve Murat Ağabey'den yalıtmıştı.
Sayfa 62 - 63
Alıntı
Reklam
7/10
·167 syf.··
2026 40. kitabı
Barış Bıçakçı okumayı en sevdiğim Türk yazarlardan biri. Daha önce okuduğum üç kitabını da ayrı ayrı çok beğenmiştim. Bizim Büyük Çaresizliğimiz kitabı konu itibari ile onlardan biraz farklı gibi
Bizim Büyük ÇaresizliğimizBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 202010bin okunma
İki Çaresiz Aşık, Bir Kadın
7/10
·167 syf.·
2026 6. kitabı
Seyfi Teoman, 2011 yılında Barış Bıçakçı'nın bu romanını aynı isimle filme uyarlamıştı. O filmi izlediğim için bu roman da aklımda kaldı. Romanını da okumak istedim, sonra filmini de yeniden izledim. Romanda da, filmin de kendi arasında farklar var tabii. Öncelikli olarak Barış Bıçakçı'nın romanında Ender, Çetin'e bir şeyler anlatır gibi, bir mektup yazar gibi akıp gidiyor. Ender, çok sevdiği arkadaşı Çetin'le birlikte Nihal isimli genç bir kıza aşık olur. Bu aşamaya geçmeden önce Nihal, ailesini kaybeder ve abisi Fikret, iki yıl boyunca Nihal'i, Ender ile Çetin'e emanet eder. İki arkadaş da, Nihal'e aşık olur. İki arkadaş da ilgisini belli etmemeye çalışır ama içlerinden biri belli edince de, hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Bir yandan Ender ile Çetin'in, Nihal'e olan ilgisi anlatılırken; bir yandan da Nihal'in karakter gelişimi söz konusu. Bütün bunlar da dümdüz bir akış içerisinde verilmiyor. Nihal'in mezun olacağı iki yıllık süreç anlatılıyor ama uzun uzun diyaloglarla değil, Ender'in iç hesaplaşması şeklinde, diyaloglara kaçmadan aktarılıyor. Zamanın nasıl akıp gittiği de, olayların akışına göre kendisini gösteriyor. Filme gelecek olursak: Romanı okuduktan sonra Seyfi Teoman'ın filmi izlenebilir. İkisi birlikte okunup izlendiğinde keyif alınabilir. Film anlatmaya değil, göstermeye bağlı olduğu için eksikleri de söz konusu ama romanla birlikte olunca o boşluklar da doluyor. Çaresizliğin de iki dostu birleştirdiği bu roman, okunası, iyi bir roman ve film de izlenesi, iyi bir film.
Edebiyat
Bizim Büyük ÇaresizliğimizBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 202010bin okunma
Cemal Nadir Güler
Cemal Nadir Güler
'in karikatürlerini okumadan ölmeyin. Türk karikatür tarihinin büyük üstadlarındandır kendisi. Zor zamanların, çetin şartların çıkardığı ender çizerlerimizdendir... Ruhu şad olsun.
Vadideki Zambak
— İnsanın bazı günleri çok çetin olur! dedim. — Ruhumu okudunuz, dedi, ama nasıl oluyor bu? — O kadar çok yönden benziyoruz ki birbirimize, diye cevap verdim. Acı ve zevk konusunda ayrıcalıklı olan, duyarlılıkları büyük iç sarsıntılarıyla bütünüyle titreşen, tabiatlarıyla eşyanın özü arasında sürekli bir uyum bulunan o ender yaratıklardan değil miyiz ikimiz de? Bu tip insanları her şeyin uyumsuzluk içinde bulunduğu bir çevreye koyun, korkunç acı çektiklerini göreceksiniz; buna karşılık hoşlarına giden düşüncelere, duygulara ve yaratıklara rastladıkları zaman zevkleri büyük bir coşku haline gelir. Ancak, bizler için bir üçüncü durum vardır; bu durumun mutsuzluklarını, ancak aynı hastalığa tutulmuş olan ve birbirlerini kardeşçe tanıyan kimseler kavrayabilir. İyinin de kötünün de bize işlemediği bir durum söz konusu olabilir. O zaman, boşlukta kendi kendine çalarak duygularımızı belirten, sessizlik içinde kaybolup giden ezgiler çıkaran bir piyano sebepsiz yere coşkulara tutulur, hiçbir melodi yaratmadan sesler çıkarmaya başlar.
Reklam
Reklam