Ve onu seviyordum.
Kendimi bildim bileli onu sevmiştim;
artık bunun farkına bile varmıyordum.
Ona baktığımda her zaman hissettiğim şeyi hissettim ve daha önce kendime bunun anlamını hiç sormamıştım.
Onu tanımlayamadığım bir şekilde seviyordum, ona karşı hislerim vücudumda onsuz yaşayamayacağım ama anatomi kitabında bulamadığım bir organdı sanki.
Onu Jamie'yi sevdiğim gibi sevmiyordum. Sasha'yı, annemi ya da Bay Laughegan'ı sevdiğim gibi de sevmiyordum.
Finny'yi böyle seviyordum.
Bunu söylemek imkânsızdı, hissetmekse daha da zordu.
"Gelecekte sevdiğin bir şey kırıldığında ya bir da seni terk ettiğinde şurasının" -göğüsüme vurdum- "sızlamayacağı bir an yok. Sadece şu an ve şu anda ne yapacağın var."