Amca siz bilirsiniz, bu camide "Hızır Direği" denen bir direk varmış. Bu gerçek mi yoksa halkın muhayyilesinden doğmuş bir söylence mi?
- Yeğenim evvelkilerden duyduğum kadarıyla caminin içerisindeki elli tane direkten otuz birinci direk Hızır Direği olarak bilinir. Minarenin camiye açılan kapısının karşısındaki değil onun ardındaki direk.
Bundan yaklaşık yüzyıl önceye dayanan inanışa göre camide kırk altı yıl imamlık yapan Mehmet Tevfik Ürgüp Hoca Efendi, sabah çok erken bir vakitte ibadet etmek için yalnız başına camiye gider.
Bir de ne görsün? Caminin sol üst köşesini bir ışık kaplamış, ışığın ortasında da insana benzer biri ayakta dikiliyor. Evvela hırsız zanneder. Eline uzunca bir sopa alır. Ayak uçlarına basarak, belli etmeden sağı solu kontrol eder.
Başka kimse olup olmadığını, içeriye nereden girdiğini anlamaya çalışır. Hırsızın girmesi muhtemel, odunluk dâhil, her yeri kontrol eder. Diğer kapıların ve tüm pencerelerin kilitli olduğunu görür. Az önce kendi açtığı kapıdan başka her taraf kilitlidir. Gördüklerine bir anlam veremeyen Hoca Efendi, hayal gördüğünü zanneder. Sessizce, uzaktan gördüğü varlığa doğru yürür. Hoca caminin bir ucunda, hırsız diğer ucunda. Mihrabı da geçince yeşil bir ışığın altında, yeşil halı üzerinde, yeşil cübbesiyle namaz kılmakta olan Hızır Alehisselam'ı görür.
Hoca âlim adam, olayı anlar. Ses çıkarmadan olduğu yere çöker.
Hızır Aleyhisselam, namazını bitirir. Sağa selam verirken göz ucuyla Hoca'ya bakar. Duasını eder. Aralarında konuşma falan olmaz. Ardından önündeki minare kapısına yönelir ve orada kaybolur.
Bir müddet yaşadıklarını kimseye anlatmayan Hoca, sonunda dayanamaz ve yakın arkadaşlarına gördüklerini anlatır. İmamın o sabah yaşadıklarını çevresindekilere anlatmasıyla halk arasında bu direğe Hızır Direği adı verilir.