Enes

10/10
·348 syf.·
2022 5. kitabı
36 Osmanlı padişahının tümüne ait kısa kısa, farklı kaynaklardan edinilmiş bilgilerin derlenmesi ile ortaya çıkmış bir eser. Okuyucuyu yormayan dikkat çekici olayları bünyesinde barındırıyor, tavsiye edilir.
Tarih
Padişah KıssalarıAlim Baki Akkoç · İnsan Kitap · 201833 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çünkü Cinayet Vakalarına Merakım Vardır
28 Ekim 1910'da II. Abdülhamid konağına çağırdığı doktoruna şehirde kolera vakıasının olup olmadığını, varsa kesinlikle saklamayıp doğrusu ne ise söylenmesini istedi. Doktoru telaş edecek bir şeyin olmadığını evvelden bu hastalığa yakalananların fukara kipti (çingene) ve Yahudi mahallelerinde olduğunu, onlarında uzak yerlere gönderildiğini söyledi. II. Abdülhamid, Sultan Murad ve Abdülaziz zamanlarındaki kolera vukuatlarından bahsettikten sonra sözü canilere getirdi ve: "Bir İngilizce kitabın tercümesini okumuş idim. Çünkü cinayet vakalarına merakım vardır. Tercüme ettirirdim. Nihayetine nazar oluna! O kitapta canilerin ekserisinin başparmağının ucu şahadet parmağının ortadaki boğumunu geçiyor, uzun oluyor. Elleri yabani bir hayvan pençesi şeklini alıyor diye görmüş idim. Merak bu ya, o zaman emrettim. Hapishanede ne kadar kanlı katil varsa hepsinin fotoğraflarını aldırdım. Gerçekten de başparmak hemen hepsinde uzun idi. Hem de her şeyi benziyor. Lakin eller her şahısta başka şekilde oluyor. Birbirine benzemiyor. Avrupa'da bundan istifade canilerin resimlerinden tatbik ile suç işleyenleri yakalıyorlar." dedi.
Sayfa 303
Tarih
Sünnet düğünündeki timsah
1719 sonbaharında Üçüncü Ahmed'in Süleyman, Bayezid, Mustafa ve Mehmed adlarındaki dört şehzadesine sünnet düğünü yapıldı. Düğünü bir şölene çevirecek faaliyetlerde de bulunuldu. Bu düğünün on üçüncü günü Padişah ve şehzadeleri hemen Haliç sahilin de bulunan Aynalıkavak Sarayı'nda idi. Haliç kayıklarla dolu idi. Birden deniz kabardı ve gürültü ile koca bir timsah ortaya çıktı. Timsah çenesini açıp kapayarak saraya doğru yanaştı oradan da aheste aheste su ya dalıp kayboldu fakat bir süre sonra tekrardan ortaya çıktı. Bir müddet dolaştıktan sonra ağzını açıp durdu ve ağzından rengârenk giysili köçek oğlanları çıkıp oynamaya başladı. Bu düğünü bir timsah nümayişi ile renklendiren devlet baş mimarlığını yapmış İbrahim Efendi idi. Deniz üstünde yürüyen, denize dalıp bir süre deniz altında kalıp tekrar yüzeye çıkan bu tim sah hiç şüphesiz bir deniz altının ilk modeliydi. Bunu yapan da izleyenler de o vakit yapılan işin azametinin farkında değillerdi.
Sayfa 212
Tarih
Büyük yangın
2 Eylül 1633 günü Cibali tarafında bir gemi kalafat hanesinde çıkan yangin, civardaki kayıkhanelere sirayet etmiş, oradan da İstanbul'un geniş bir sahasına yayılmış tı. Şiddetli bir rüzgâr yüzünden yangın önlenememiş ve yirmi dört saat devam etmişti. Fatih Camii minarelerin deki külahları yakacak kadar yükselen alevler buralarda ki binaları da küle çevirdi. İşte İstanbul'un beşte birinin mahvolması neticesini veren bu yangından sonra hal kın kahvehanelerde bir hayli dedikodu yaptığı, ileri geri söylendiği için kahve ve tütünü haram sayan Kadızade Mehmet Efendi'nin teşviki üzerine Sultan Murad kahve haneleri kapattırıp tütün içilmesini de yasakladi. (16 Ey lül 1633) Bununla beraber tütün içenlerin yangınlara se bep olduğundan bahisle bu yasağın konulduğunu söyle yenler de vardır. Padişah yangını görüp sebebini sual et tiğinde: "Padişahım ekser kahvehanelerde tiryakiler tü tün kullanırken uyuyup, lülelerinden ateş parçaları tah ta aralıklarına düşüp yangın vaki olmuştur." demişlerdir."
Sayfa 162
Tarih