Betonarme bir ormandan, gökyüzüne doğru kibrit kutuları gibi üst üste yığılmıi şaşaalı apartmanlardan, gece gündüz durmaksızın hareket eden, sanki hayatın tek amacı sürekli hareket etmekmiş gibi egzozundan duman püskürtüp korna çalan arabalardan, sonra da insanlardan, insanlardan ve insanlardan; birbirini sevmeyen, karşılıklı güveni olmayan, uyumsuz, birbirine selam vermek için bile gülümsemeyen insanlardan ve pek tabii bu boğucu ortamdan kurtulmak için can atıyordum.