enstantanebey

enstantanebey
@enstantanebey
Cybersecurity
Ebedi öğrenci
Neptün
120 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
"Yüzün kiminle gülüyorsa, yüreğin ona aittir." Charlie Chaplin
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"İtiraf ediyorum, kitap okumak kadar eğlenceli bir şey yokmuş. İnsan, kitap okumak dışında her şeyden çabucak sıkılıveriyor. Kendime ait bir ev sahibi olduğumda, şöyle muazzam bir kütüphane edinmeyi başaramazsam kahrolurum." Jane Austen
ALINTIDIR.
Beyninizi Geliştirmek için Okumanız Gereken 10 Kitap Bilim insanları beyni en çok geliştiren 10 romanı açıkladı! Toronto Üniversitesi akademisyenleri Keith Oatley ve Ingrid Wickelgren'in yaptığı bir araştırmaya göre, roman kahramanlarıyla özdeşleşmek kişilerin hayal dünyalarını zenginleştirirken, zihinlerini de keskinleştiriyor. İşte insan beynini en çok geliştirdiği kanıtlanmış olan o 10 roman! 1. Genç Werther'in Acıları Son derece duyarlı ve tutkulu bir genç ressam olan Werther'in, düşsel dostu Wilhelm'e yazdığı mektuplardan oluşan Genç Werther'in Acıları, edebiyatta akılcılığın yerini alan duygusallığın bir başyapıtıdır. 2. Aşk ve Gurur Aşk ve Gurur'da Jane Austen'in yaptığı karakter tahlilleri ve insan psikolojisi konusundaki güçlü betimlemeleri bu romanı çağının ötesine geçirmeyi amaçlamıştır. 3. Kızıl Leke Yasak aşk temasını işleyen bu kitap, her sayfasında okuyucuyu ayrı bir maceraya sürüklüyor. Kırmızı Leke ve Kızıl Damga isimleriyle Türkçe'ye çevrilen kitabın asıl adı ise "Scarlet Letter". 4. Madame Bovary Doyumsuz bir kadının tüketici kişiliğini konu alan, realist akımın ilk ve en önemli örneklerinden biri olan Madam Bovary; Tolstoy, Proust, Tanpınar, Saul Below ve daha birçok yazara ilham vermiştir. 5. Middlemarch 19. yüzyıl İngiltere’sinin taşra yaşamını ve insanlarını konu alan Eliot, insan ruhuna dair ince gözlemleriyle çağdaşı romancıların arasında öne çıkmıştır.
Aşk mı, sevgi mi?
aşk, görme engelli bir coşku, görmezlikten kaynaklanan bir bağdır. oysa sevgi, bilinçlice bir bağ; apaçık, duru bir görmenin sonucudur. aşk genellikle içgüdüden su içer, içgüdüden kaynaklanmayan başka bütün olgular değersizdir. oysa sevgi ruhun içinden doğar, bir ruhun yükselebileceği bütün yerlere, sevgi de onunla birlikte doruğa tırmanır. aşk, gönüllerin genelinde benzer biçimler ve renklerde gözlenmekte olup, ortak nitelik, durum ve görünümler taşır. oysa sevgi her ruhta kendine özgü bir albeni taşır. ruhun kendisinden rengini alır. ruhlar da içgüdülerin tersine kendilerine özgü ayrı ayrı renk, tırmanış, boyut, tat ve kokular taşıdığından; ruhların sayısınca sevgiler olduğu söylenebilir. aşk, kimlikle ilişkisiz değildir. dönemlerin ve yılların ilerleyişinden etkilenir. oysa sevgi; yaş, zaman ve kişiliğin ötesinde yaşar. onun yüksek yuvasına günün, çağın eli yetişmez. aşk, her renkte, her düzeyde, somut güzellikle bağlantılıdır. schopenhauer'ın deyişiyle: "sevgilinizin yaşına bir yirmi yıl daha ekleyin de onun duygularınızda bıraktığı doğrudan etkileri gözlemleyin." oysa sevgi, ruhun içine öyle bir dalgınlıkla dalar; ruhun güzelliklerine öyle tutulup kendinden geçer; somut güzellikleri bambaşka bir biçimde görür. aşk; tufan, dalga, coşku niteliklidir. oysa sevgi durgun, dayanıklı, ağırbaşlı, arılıkla dolup taşar bir durumdadır. aşk, uzaklık ve yakınlığa göre değişir. uzaklık uzun sürecek olursa azalır. ilişki sürecek olursa değerini yitirir. ancak korku, umut, sarsıntı ve acı çekmenin yanı sıra "görüşüm-uzaklaşım"la diri, güçlü olarak kalabilir. oysa sevgi bu durumları bilmez. dünyası başka bir dünyadır. aşk, bir yönlü bir coşkudur. sevgilinin kim olduğunu düşünmez. "öznel bir özcoşu"dur. işte bu yüzden hep yanlışlık yapar. seçimle hızla sürçer. ya da hep bir