Serkan ALTINBAŞ, bir alıntı ekledi.
10 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

1935'ten sonra Kut soyadını alan Halil Paşa, 1957'de İstanbul'da gırtlak kanserinden vefat etti. Hayatı boyunca en yakın dostu olarak bildiği rakıdan hastalığının en ağır günlerinde bile vazgeçmedi, rakıyı burnundan midesine uzanan sonda vasıtası ile aldı, hatta mezarına da rakı dökülmesini vasiyet etti.

Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 261)Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 261)
Serkan ALTINBAŞ, bir alıntı ekledi.
23 May 12:53 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Protokole göre Enver Paşa cemiyetin tek temsilcisi ve başkumandanı oluyor, Enver'i daha sonra Orta Asya'ya sürükleyen Kuşçubaşı Sami Bey ile Halil Paşa'ya Kâşgar da ve Cemal Paşa'ya da Afganistan'da muhtar merkezler kurma yetkisi veriliyordu.
Cemiyet Anadolu'da da bir muhtar merkez teşkilini kararlaştırmış ve bu işle Mustafa Kemal Paşa görevlendirilmişti!
Mustafa Kemal, bu tayinden haberdar olduğunda kim bilir nasıl gülümsemiştir...

Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 220)Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 220)
Serkan ALTINBAŞ, bir alıntı ekledi.
22 May 15:29 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sultan Abdülhamid'in iktidar seneleri Enver Paşa'nın ve onunla yaşıt olan, sonraki senelerde imparatorluğun kaderinde ve ardından da cumhuriyetin kuruluşunda önemli roller oynamış isimlerin yetiştikleri dönemdir. Bu dönem hüzünlüdür, hüzünden de öte acılarla doludur ve bazı çevreler artık yaygın ama tamamen yanlış bir slogan halini almış olan, Sultan Abdülhamid tek karış toprak kaybetmemişti iddiasının aksine, Abdülhamid'in iktidar yılların da büyük toprak kayıpları yaşanmıştır.

Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 63)Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 63)
Serkan ALTINBAŞ, bir alıntı ekledi.
22 May 15:18 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Turan, Enver Paşa için zaten bir hayâl yahut hedef değil, sadece coğrafi bir bölgenin ismidir. Özel yahut askeri hiçbir yazısında Turan kavramı yoktur. Basmacıların arasında bulunduğu günlerde Ulu Turan İhtilal Orduları Kumandanı ve Merkezler Merkezi Reisi Enver diye attığı imzasında ve üzerinde Turan İhtilal Ordusu yazan mühürlerin de geçen Turan sözü ile de hayalîni değil, bulunduğu bölgeyi kasdetmektedir.
Zaten kurduğu teşkilatların ve çıkarttığı derginin isimleri de Turani değil, İslamidir: İslam İhtilal Cemiyetleri İttihadı ve Livayü'l İslam, yani İslam Tugayı!

Enver, Murat BardakçıEnver, Murat Bardakçı
Serkan ALTINBAŞ, bir alıntı ekledi.
22 May 15:10 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Enver Paşa'nın Türkçü ve Turancı çevrelerde sembol haline getirilmesinin asıl sebebi Türkiye de oynadığı siyasi ve askeri rol değil, hayatının son on ayında Türkistan'da giriştiği maceradır. Ama, Paşa'nın Orta Asya'dan gönderdiği mektuplar okunduğunda, öyle zannedildiği gibi Turancı değil, tamamen İslamcı olduğu ve Türkler ile beraber diğer bütün Müslüman milletleri içine alacak bir İslam imparatorluğunun hayalini kurduğu görülür.

Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 20)Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 20)
Abdullah İhsan Yörük, bir alıntı ekledi.
21 May 18:43 · Kitabı okuyor · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

...Evet, Enver Paşa iyi bir askerdi ama Osmanlı tarihinin gördüğü en kalabalık orduyu başarıyla yönetebileceği anlamına gelmiyordu. Ordunun iaşesi sağlanamadı, konaklamayı düzenlemek konusunda beceriksiz kalındı. Bir milyon askere uygun organizasyon, kışla, sevk edecek demir yolu yoktu ve bu orduyla harbe girip, bu kışta da bu askerleri Sarıkamış'a sevk etmek zorunda kalındı. Dona dona gittiler, kışlık kıyafeti bile hazırlanamadı. Bu hususta hepsi dondu diye uyduruk bir tarih yazımı da var ki amatörler abartmayı severler. Elbette orada bütün ordu donmuş değildir. 18-19 bin kadar Rus kaybı vardı. Donan bir ordu bunları yapabilir mi? Deyim yerindeyse, o orduyu "General Kış" götürdü. Eğer hazırlıksız yakalanırsa doğunun kışı çok kötüdür, muharebe alanındaki askerlere düşmandan daha çok zararlar verebilir...

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 107)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 107)
Hasan HAKAN, bir alıntı ekledi.
 21 May 08:20 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Enver Paşa Halifenin damadı ve orduların başkumandanı olarak Sovyet Rusya'ya ve Türkistan'a adım attığı zaman, parçalanan Rusya'da özellikle Orta Asya Türklerinin desteğini kazandı. Buna Türk ırkından olmayan Tacikler de dâhildi. Basmacı hareketi hepsini içeriyordu; son anda dahi bütün gruplar Enver Paşa'nın yanındaydı. Paşa'nın Rusya'da mücadeleye başladığı 1918'den beri doğan erkek bebeklerin arasında Enver ismi en kalabalık grubu oluşturur. Sovyet galibiyetine rağmen Tacikistan'daki türbesi de çok uzun seneler yerli halk tarafından ziyaret edilmiştir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 73 - Kronik)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 73 - Kronik)
Ömer Efeoğlu, Enver Paşa ve Sarıkamış Harekatı'ı inceledi.
17 May 19:40 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kitap, Ziya Nur Aksun’un ‘’Osmanlı Tarihi’’ üzerine olan 6 ciltlik eserinden derlemedir. Sarıkamış harekâtı ve Enver Paşa ile ilgili olan kısımlar bir araya toplanmış. Özellikle Enver Paşanın Harbiye Nâzırı oluşunu, üstündeki Alman etkisini, Kafkas Cephesinin açılışını, Sarıkamış harekâtının sebeplerini ve I. Cihan harbine girişini izah etmektedir.

Enver Paşaya genelde milliyetçi camia sahip çıkmaktadır. Bunda sonuna kadar da haklılardır, çünkü ‘’Türkçü ve Turancı’’ kimliği vardır. Yani böyle söylenmektedir, fakât bu söylem eksiktir. Çünkü, Enver Paşa ayrıca İslâmcıdır. Onun için, Hilâfet-i Osmaniye bayrağının altında ve İslâm ittihadının içinde Türkçü ve Turancı demek daha doğru olacaktır.

23 Kasım 1882 tarihinde İstanbul Divanyolu’nda bayındırlık fen memuru Ahmet beyin oğlu olarak dünyaya gelmesinden, makineli tüfeklere karşı yalın kılıç hücûm çekip şehit olmasına kadar…

Kasım, Serenad'ı inceledi.
 17 May 01:21 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kişi, bir kitaptır. Kimi ince, kimi kalın. Kiminin tozunu alınmamış kimi elden ele dolaşır. Öyle ki her kitap, kapağını bizlere açtırmaz. Kitap, sadece okunmayı değil, anlaşılmayı da ister. Ondandır ki, her kitap, her okuyucuya kapağını açmaz. Neden öyle bir giriş yaptım ki, bir incelemeye böyle başlamaz ki!

Hiçbir devlet masum değildir. Bir devleti alçaltmak kadar yüceltmekte yanlıştır. Irklar arası birçok çatışma, savaş olmuştur. Dışlanan ırklar, dili yasak edilen ırklar, ırzına geçinen ırklar, hor görülen birçok ırk vardır. Her ırk, acı çektiği kadar, acı da çektirimiştir. Öyle ki, kimi ırk öfkesini kağıda, kim ırk müziğe, kimi ırk insan canına dökmüştür.

İnsanoğlu öyle bir mahluktur ki Raskolnikov'u alçatıp, Napolyon'u yüceltir.
Bir kişiyi öldüren kadar o kişiye emri veren de ses çıkarmayan da suçludur.

Tarih yalan söyler mi? Tarihi anlatan kişiler bir taraf tutuyor mu? Tarih anlatan kişiler bir taraf tutuyorsa, anlattığı şeylere ne kadar inanınılmalı? Ve anlattığı şeyler karşıdakine ne kadar samimi gelebilir?
Geçmişten bugüne birçok şey bizlerden gizlendi. Bu iyi bir şey mi ya da kötü bir şey mi? Kişi, ırktan, dilinden dolayı utanmalı mı? Kişinin dini, dili, ırkı mesleğine engel olur mu? İnsan, neden ırkını saklar ki? Kişi ırkını, dinini, dilini saklarsa, bu kimin aybıdır? O çağda yaşayan rejimin mi yoksa saklayan kişinin mi?

En büyük zincirimiz kimliğimiz! Zincirlerimizden kurtulacak başka bir şeyimizde yok. Tarih söylüyor ki, birçok insan ırkı, dini, dili yüzünden dövüldü, sövüldü, ırzına geçildi. İradesi elinden alındı. Ne isyan etmesine ne de hayır demesine müsaade edildi. Irk, din, dil bir seçim mi? Kader değil mi? Coğrafya, kaderse, ölenlerin ne suçu var?
Enver Paşa verdiği emirle, Ermenilerin öldürülmesinden büyük bir rol oynadı. Stalin Kırım Türklerini öldürdü. 6-7 Ekim olaylarından Türk ve Müslüman hariç geri kalan tekmil ırk ve dine mensup olanların canına kıyıldı, dükkanları yağmalandı. Adolf Hitler, Yahudileri yakıp, öldürdü. Kasap çengellerine astı.
Daha anlatayım mı? Bence de yeter, siz anladınız.

Kitabımız Türkiye'nin İstanbul şehrinde geçiyor. Ve bu kitap, bir roman olduğu için, ülkenin o dönemdeki ekonomi durumunu, toplumda yaşanan hadiseleri dile getiriyor. Kitabın başkarakteri dul bir kadın olduğu için, dul kadınlara olan bakışları da gözler önüne seriyor. Bir de ergen kitlenin yaşayış biçimlerini de eleştiriyor. Bir çocuğun çareyi neden insanlardan değil de, sanal ortamda aradığını görüyoruz. Toplumun yaşayış biçimi dile getiren,eleştiren bir kitap.

İktidar öyle bir şey ki, iktidara gelen kişinin kalbini köreltip, ruhunu bir canavara dönüştürür. İktidar, kendi menfaati için insan canına ehemmiyet vermez. Menfaati olduğu kişinin canını bağışlar, menfaati olmadığı kişinin canına kıyar. Öyle ki her iktidar bir canavardır. Ve her devletin eli kanlıdır.
Livaneli, halının altına süpürülen tarihi, halının üstüne atıyor. Atıyor ki herkes görsün. Perde önünde görünen şeyleri bilsekte, perde arkasında konuşanları kim bilebilir ki?
Livaneli, gerçekten de müthiş bir çıkarmış. Ve bu kitapla safını da belli etmiş. Savaş, iktidarın kazandığı, masum insanların öldüğü bir oyundan başka bir şey değil.

Herkesin bir hikâyesi var. Bu kitap belki Wagner'in belki de Maya'nın hikâyesi.
Bu kitap bittikten sonra, derin bir nefes alarak kapağını kapattım. Sonra bir sigara yaktım.

Bir kitap okudum, hayatım değişti. Bu kitabı okuduktan sonra, kitap okuma serüvenim başladı. Öyle ki 18 yaşıma kadar elime hiç kitap alıp okumadım. Belki okudum ama ne yazık ki hatırlamıyorum.
Temizlik Personeli olarak çalışıyordum. Okullar tatil edilmişti. Öğrenci kayıtları sadece alınıyordu. Öylece oturmuştum. İç sesim dedi ki, "Kalk, kitap oku." "Tamam," dedim. Gittim rehberlikçi Ramazan hocanın yanına; "Hocam, kitap var mı," dedim. Ahmet Ümit'in Sultanı Öldürmek kitabını verdi. Yaklaşık 100 sayfa okuyup bıraktım. Muhasebeci Serenad'ı verdi. Okumaya başladım. O günden sonra ne ben kitabı bırakıyorum ne de kitaplar beni bırakıyor.

Artık biliyorum ki, bu dünyada salt ben acı çekmiyorum, salt benim anlatacak bir hikâyem yokmuş. Her insanın bir hikâyesi varmış ve her insanın da kendi hikâyesinin başkarekteriymiş. Kitaplar iyi ki var! Canım insanlar iyi ki varsınız.

https://youtu.be/bayxbJWcpmM
https://youtu.be/ZpA0l2WB86E

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
16 May 06:59 · Kitabı okudu · 9/10 puan

... Enver Paşa'nın İstanbul'u terk edip yurt dışına kaçmadan bir gün önce Mersinli Cemal Paşa'ya söylediği sözler vardır ki, hakikaten onu tahttan indirip idareye el koyanların 9 yıl sonraki perişanlıklarını olduğu kadar, Sultan Abdülhamid'i yeni bir gözle görmeye başladıklarını, yani uyanış alametlerini göstermesi bakımından da câlib-i dikkattir.

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa ArmağanAbdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa Armağan