Erdem Koştur

Erdem Koştur
@erdemkstr
Şu an köprüdeyim. Altımdan geçen denize bakıyorum; dalgalar bir yere yetişmeye çalışır gibi ama aslında hep aynı yerde dönüp duruyorlar. Gökyüzü geniş, açık ve uzak. Bulutlar ağır ağır geçiyor, kimsenin acele ettiği yok. İnsanlar yanımdan geçiyor, bazıları gülerek, bazıları düşünceli… Her biri kendi hikâyesini taşıyor gibi. Ben sadece oturuyorum. Konuşmuyorum ama içimde bir şeyler ses çıkarıyor. Hayatı düşünüyorum. Geçip giden günleri, beklediğim ama gelmeyen şeyleri, bazen neyi beklediğimi bile bilmeden beklediğimi… Bazen bu kadar durmak, kalabalığın içinde sessiz kalmak iyi geliyor. Çünkü bazı soruların cevabı yok, bazılarıysa aceleye gelmiyor. Ve belki de hayat dediğimiz şey, tam da bu arada geçen zaman. Ne geçmiş ne gelecek. Şu an, bu köprü, bu rüzgâr, bu düşünce.
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Otobüs Durağı
Otobüs durağındaydım. Her zamanki gibi sessiz, her zamanki gibi yorgun. Geçip giden hayatın kenarına oturmuş, sadece nefes alıyordum— yaşamak değil, sürdürmekti yaptığım. Sonra geldin. Sırtında rüzgâr, gözlerinde merak. Yanıma oturdun, sanki beklediğin sadece otobüs değildi. Kelimelerin süzüldü havaya, bir resim sergisi gibi anlattın: yağmurda yürüyen insanları, okuduğun bir şiiri, sabahları neden kahveni şekersiz içtiğini. Hiçbirini hatırlamıyorum tam olarak. Ama bir şeyi hatırlıyorum— ilk defa o gün, dünyanın hâlâ bir sesi olduğunu duydum. Ben sustum. Sen sustuğum yerlerden konuştun. Gürültü yapmadan. İz bırakmadan. Yalnızca bıraktığın bir yön vardı— kendime dönmek için. Otobüs geldi.
Duygu ve Düşünce