Okuduğum kitaplardan alıntı yapıp paylaşmayı, kitap analizleri ve okuduğu kitaplardan alıntı yapıp paylaşanları okumayı sevdiğim için buradayım. Buraya sohbet için değil bir şeyler okumak için giriyorum lütfen mesaj göndermeyin.
"Ne garip odalardı bunlar. . . Hepsinin duvarlarında o, içeriye ayak atar atmaz cilalanmış gümüş parıltısı birdenbire sanki bir beddua veya bir tılsımla bulanan büyük, geniş aynalar vardı. Bir takım insanlar, ömrünün macerasında aynadıkları rolün hakiki yüzüyle bu aynalarda görünüyorlar, sonra tekrar kayboluyorlardı.
Zavallı Abdullah Efendi, onları bir vakitler ne kadar ciddiye almıştı.
Kimi sadece bir hokkabaz, kimi sadece bir budala, kimi düpedüz bir yalancı, kimi ayaklarının ucunda yaltaklanan bir köpek, kimi ağzında etinden kopardığı kanlı bir lokma ile karnını doyurmağa çalışan bir kurt yavrusu idi. Hemen hepsi yüksek bir sanat haline getirilmiş, zulüm, riya ve yalandan yapılmış gibiydiler. Hepsinin karanlık yüzlerinde, kin ve haset melun yıldızlar gibi parlıyordu;
hepsinin yüzünü düzgün bir soytarı gülümseyişi, iğrenç bir yara gibi ikiye bölüyordu."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"N'olur, n'olur, diyordu, bu zifiri karanlık bir tarafından delinse, güneş, ay, yıldız ışığı, ecinni gözü, her ne olursa olsun biraz ışık gelse, tanıdığım, tanımadığım bir şeyler görsem . . . "
"Vakıa eski benliğini kaybetmenin azabını, içinde bir bıçak yarası gibi yine duyuyordu. Fakat bu da geçecekti; "elbette buna da alışırım", diyordu. "İnsan nelere alışmaz ki. . . " Zaten hayat dediğimiz bu kapalı dairenin asıl mucizesi, bu alışmak değil miydi? "En sevdiğimiz mahlukları bile kaybetmeye alışmıyor muyuz? Günlerce,aylarca, senelerce görmemeğe, mutlak, kat'i bir gurbet içinde yaşamağa alışmıyor muyuz?"
" 'Eğer beni tanımayacakları na emin olsam, neden küçük bir nutuk söylemeyeyim?' Herkesin cenazesinde söyleniyordu ya. Hem bu nutuk dünyada söylenen cenaze nutuklarının en doğrusu, en salahiyedisi olacaktı. Abdullah'ı dünyada Abdullah'tan başka kim anlayabilirdi? Hem bu biraz da lazımdı. Küçücük, ortalıkta kayboluvermiş denecek kadar küçük hayatının etrafında o kadar çok ve manasız şeyler uydurulmuştu ki. . . Bir hayatı yalanlarından temizlemek, onu olduğu gibi, sadece kendi hakikati olarak ortaya koymak güzel şeydi."
"Eşyanın sükûneti, değişmez manzarası onun için hayatta bir teselli ve zevk kaynağıydı. Bir insan, en yakınımız bile, çarçabuk değişebilirdi. Fakat eşya, dalgın ve daüssılalı uykularında hep aynı
kalırlardı. Bir saksının, bir sedirin, bir masanın, bir duvar veya kapının değişmesi imkânsızdı. Eşyanın açık, dost, her zaman için güvenilir cehreleri!..."