Seninle ben birbirimizi unutsak dahi aslında hiç unutmayacağız.
Aramızda bir şey kalmasa bile hep bir şeyler kalacak..
Bir gün öldüğümde, bir yanım hep senin içinde yaşayacak.
Ama hiçbir sokakta karşılaşmayacağız.
Sen ve ben..
Artık birbirimizi hiç görmeyeceğiz.
Ya da uzat ellerini, dokun güneşe,
yazın kışa soluşunu dindir.
Anla, bir ömre sığmaz seni sevmek
Anlat, sana kavuşamamanın kaç ölüm ettiğini onlara.
Seni ne kadar özlediğimi söyleme fırsatım olmadı hiç.
Akıp giden manasız sesler arasında sesini özledim.
Saçının kokusunu, saçına taktığım çiçeklerin kokusundan daha çok özledim.
Seni unutmadım, denemedim bile.
Ne bugün, ne yarın
Ölüme, acıya ve yokluğuna alışmadım..
Seni saf bir güzellik için sevmedim,
ruhunun ışıltısını, gözlerinin buğusunu, heyecanlanınca ve üzülünce titreyen sesini,
o masum çocukluğunu sevdim.
Ölürken bile tutmak istediğim eller, senin ellerindi..
Ölüm ayırsaydı bizi, yaşam hatıraları saklayan bir aşina yüz olacaktı.
Hayat ayırdı.
Artık ölüm, içimizde duran, içinde durduğumuz bir manasızlık.
Artık bu manasızlık, yaşama sevincinden arınmış, üzerimizdeki bir donuk bakış.
Çocukluğundan başlayarak tuttum ellerinden.