bunca kitabın var olabilmesi için kitap okuyan insanlar önce toplumu yaratmalıdır. ama insanların toplumu yaratması için önce dil kullanarak anlaşması gerekir. bu, yumurta ve tavuk sorusuna benzer. ikisi de birbirini gerektirir. bu da demek oluyor ki kitapların sırf insan eliyle oluşturulduğunu söylemek olanaksızdır. bu da bana şunu düşündürüyor: belki de kitapları bize, tanrısal bir varlık verdi. ama bu olamaz. sanırım “Dilin Kökeni Üzerine” eserinde Rousseau’nun argümanı buydu.
ergo proxy 11. bölüm