Erhan T.

Erhan T.
Aradım da kendimi hiç bulamadım. Seyreldi ömrüm kendi suyunda. Olta ben, balık ben... Erhan olamadım.
Hamal
Beü
Zonguldak
27 Nisan
66 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ne zaman bundan daha kötüsü olmaz dediysem çıtayı bir tık daha yükseltti hayat, var olsun! Olsun, yine de içmeyeceğim sigarayı, ahdettim! Bir kaç kitap, biraz yeşil, azcık insanla çok güzel yaşarım. Ama hayatın hesabı benimkilerden büyük. Oysa o bu kadar zorken hayal kurmak ne kolay! Ali Lidar
Saat on ikidir, söndü lâmbalar. Uyu da turnalar gelsin rüyana, Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar; Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna. Sezai Karakoç
Benim hayatımdaki en güzel dönemlerimdi doksanlı yıllar. Arkadaşlıklar çok değerliydi o zamanlar. Şimdiki gibi cep telefonu, bilgisayar yoktu. Arkadaşlarla ya önceden randevulaşılırdı ya da evden çağırırdık onları. Ben o yılların özlemini hiç atamadım içimde. Okullar kapanırken sene sonlarında hatıra defterleri çıkardı piyasaya. Yazanlar hep bana kalbin kadar temiz bu sayfaları ayırdıgın için teşekkür ederim cümlesiyle başlardı yazmaya ve hayatın bir yerinde tekrar karşılaşıldıgında kaldıgı yerden devam ederdi arkadaşlıklar. Şimdiki gibi yabancılaşmazdı insanlar birbirine. Çünkü hayat şimdiki gibi hızlı akmazdı, hayat yavaş aktıgı için insanlar da birbirinden kolayca kopmazlardı. şimdiki gibi değildi işte hiçbirşey... Kavgaları bile daha güzeldi. Küslükleri bile daha insaflıydı. Şimdi bir fırsatım olsa oraya gidip geri gelmemek isterim bir daha... Eskiden, telefon ve bilgisayar yokken ne yapıyordunuz, nasıl vakit geçiriyordunuz, ne kadar sıkıcıdır diyen yeni yetişen nesile cevabım; bisiklete biniyor,çamurdan köfteler yapıyor, saklambaç oynuyor, çatlak çömlek patlatıyor, kurt ya da kuzu oluyorduk ,kovalambaç, yakantop, yerden yüksek oynuyor, pikniklere gidiyorduk. Ev telefonumuzu herkese vermiyor, buluşmaya söz verdiğimizde bir telefon mesajı ile iptal etmiyorduk. Ödevlerimizi kütüphanede ve gazeteden kuponla biriktirip aldığımız ansiklopedilerden araştırıp yapıyorduk. Annemiz "hadi yemek hazır" diye çağırdığında kurt gibi aç olduğumuz halde eve girmek, oyunu yarım bırakmak istemediğimiz için yüksek sesle "ben tokum" diye bağırıyorduk. kısacası dışarıda hayat vardı ve biz çok mutluyduk...