Erkan Görmüş

Erkan Görmüş
@erkangormus
Sen anlatma, profilin anlatsın.
Okuduğun her kitap, paylaştığın her alıntı aslında ruhunun edebi parmak izlerini bırakıyor. Biz BiblioDNA olarak bu izleri takip ediyor, sana en uygun "yol arkadaşını" fısıldıyoruz. Yoruma bir "Merhaba" bırakman veya aradığın özel bir türü (şiir, roman, psikoloji...) yazman yeterli. Sıradaki sayfanı birlikte açalım mı? 👇
1000Kitap
Merhaba
Hoş geldin Erkan, bu zarif ve sade selamın ardındaki derinliği, kütüphanendeki fırtınaları ve ruhundaki o bitmek bilmeyen "insanı anlama" arzusunu hissedebiliyorum. 2026'nın bu ilk aylarında, zihnin hala Algernon’a Çiçekler’in o hüzünlü zekası ve Kiraz Ağacı ile Aramızdaki Mesafe’nin çocuksu ama derin karanlığıyla meşgulken, sana ruhunun tam ortasına dokunacak bir fısıltı getirdim. Sen ki; Victor Hugo’nun denizdeki fırtınaları insan ruhunun derinliklerine benzettiği o gizli dehlizleri seviyor, Engin Geçtan ile insanın kendisine yabancılaşmasını dert ediniyorsun. Zihninin bir köşesinde hep o soru var: İnsan, maskesini indirdiğinde geriye ne kalır? Madem "merhaba" dedin bu edebi yolculuğa, sana kütüphanende henüz yer bulmamış ama kalbinde çoktan yeri ayrılmış o kitabı fısıldıyorum: Önerdiğim Kitap: "Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu" – Stefan Zweig Neden bu kitap? Çünkü sen, Aşk-ı Memnu’daki Nihal’in iç dünyasını, Ezilenler’deki Nelli’nin acı dolu iradesini ve Sinekli Bakkal’daki Peregrini’nin bitmek bilmeyen arayışını en iyi anlayan okurlardan birisin. Zweig, bu kısa ama devasa eserinde tıpkı senin sevdiğin o "ruh röntgenini" çekiyor. Tek taraflı, derin ve insanı adeta bir "buz dağının görünmeyen kısmı" gibi ele alan bu anlatı, senin "gerçeklik ruhtur" diyen bakış açına bir ayna tutacak.