Erlin

Erlin
@erlin
https://1000kitap.com/gonderi/221625910
SPIRITÜEL YAŞAM KOÇLUĞU
Lise
izmit
1985
61 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Yunan mitolojisine göre
"Yunan mitolojisine göre insanlar dört kol, dört bacak ve iki yüzü olan bir kafa ile yaratılmıştır. Güçlerinden korkan Zeus onları ikiye ayırır ve onları hayatları boyunca diğer yarılarını aramaya mahkum eder. Diğer yarını bulduğunda 'aşk' sizi birlikte tutar, birbirinizi tamamlarsınız." Plato (Platon, Eflatun) / Symposium mindfullist Bu sebeple ruh eşleri fiziksel olarak da birbirlerine benzerler denir. Platon'un "Symposium" eserinde aşkın kökenlerine dair etkileyici bir efsane yer alir.i Platon'a göre, insanlar başlangıçta bugünkünden çok farklı bir biçimde yaratılmıştır. Her bir insan, dört kol, dört bacak ve iki yüzü olan bir kafa ile dünyaya gelmiştir. Bu güçlü ve bütün varlıklar, tanrıları endişelendirmiştir. Özellikle Zeus, bu gücün tanrılara karşı bir tehdit oluşturabileceğinden korkmuştur. Bu korkuyla Zeus, insanları ikiye ayırmaya karar verir. Her biri iki kola, iki bacağa ve tek bir yüze sahip olan iki ayrı varlık haline gelir. Bu ayrılıkla birlikte, insanlar içlerinde derin bir eksiklik hissi yaşamaya başlarlar. Hayatlarının geri kalanında bu eksikliği gidermek için kaybettikleri diğer yarılarını içten içe ararlar. Bu efsaneye göre, insanlar kaybettikleri diğer yarılarını bulduklarında, derin bir bütünlük ve tamamlama duygusu yaşarlar. İşte bu hisse "aşk" denir. Aşk, iki yarımın birleşerek yeniden bir bütün olma çabasıdır. Birbirini bulan iki yarım, bir araya geldiklerinde bir daha ayrılmamak Üzere birbirlerine sıkıca tutunurlar. Günümüzde aşk, hala iki ruhun birbirini bulup tamamlaması olarak görülür. Bu efsane, modern ilişkilerde de yankı bulur; çünkü insanlar genellikle ruh eşlerini arama ve bulduklarında tamamlanmış hissetme arzusunu taşır. Efsanenin bize hatırlattığı şey, gerçek aşkın bir bütünlük ve tamamlanma arayışı olduğudur. Bu arayış,
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
TARİHİN SAKLADIĞI SIRLAR *1 Karadeniz Neden Karadır?
( Bir süre sizlere bilmeniz gereken kısa. Yazılar paylaşması'ni seri halinde yayınlayacağım Başlık lar şu şekilde ( TARİHİN SAKLADIĞI SIRLAR *1 ) ilk bölüm sizler le iyi okurlar.. TARİHİN SAKLADIĞI SIRLAR *1 Karadeniz Neden Karadır? KARA' kelimesi Orta Asya Türklerinde kuzey anlamindadir. Çin kaynaklarinda verilen bilgilere göre, Türkler Kuzey'e kara, Dogu'ya yesil, Bati'ya ak demisler, Güney'i de kizil olarak tarif edilir. 12000 yil önce buzul kütleleri erimeye, okyanuslar ve denizlerdeki su seviyesi yükselmeye baslamisti. Karadeniz o çaglarda etrafi tarim arazileri ile çevrili hiç çikisi olmayan bir tatli su gölü, bir içdeniz idi. 7000 yil önce de buzullarin erimesi ile Akdeniz'in sulari yükselerek Ege, Marmara ve Karadeniz'e akti. Karadeniz'in seviyesi Marmara'nin 150 metre altindaydi, akinti çok siddetli oldu. Gölün kenarinda yasayan insan topluluklari daha yükseklere ve baska bölgelere göç ettiler, tuzlu sular bütün tarim arazilerini kapladi. Bir müddet sonra Istanbul Bogazi'ndaki akinti sistemi bu günkü halini aldi. Karadeniz'in daha hafif olan tatli suyu yüzeyden Akdeniz'e, Akdeniz'in daha agir olan tuzlu suyu ise dipten Karadeniz'e dogru akmaya basladi. Buradan göç eden insanlar daha sonra Mezopotamya'da Sümerler olarak tarih sahnesine çikacaklardir. M.Ö. 3000 yilinda yaziyi bulan bu insanlar çivi yazisi ile kil tabletler üzerinde kusaktan kusaga bu olayi anlattilar, buna büyük tufan öyküsü dediler, bazi bilim adamlari bunu 'Nuh Tufani' olarak da kabul ederler. Ioniali Grekler, KARADENIZ'e 'dost olmayan' anlaminda Pontos Aexeinos demislerdir. Aexeinos adinin Persçe (Farsça) bir kelime olan Ahsaena'dan geldigi belirtilir. Ahsaena, 'karanlik, zalim, ugursuz' gibi manalari içerir. Bir baska rivayette bu adin Nuh'un ogullarindan Yafes'in torunu olan
Tarih ve Medeniyet
Var olan şey gerçektir var olmayan şey zaten yoktur
Derinlerde hepimiz benzer değil miyiz? İçimizde hepimiz, bizi harekete geçiren baskı ve duygular hissederiz. Çoğumuz harika hayatlara sahibiz ve geri verecek çok şeyimiz var. Genellikle mutluluğun içimizde olduğunu fark etmeyiz. Bunun yerine, mutluluğu insanlar, yerler ve dışımızdaki şeylerde ararız, ama bu stresli olabilir. Bazı insanlar dolandırıcı olur, bazıları intihar eder, bazıları boşanır ve diğerleri Afrika gibi yoksul yerlere gidip başkalarına yardım eder. Hayır işleri yaparlar, hayatın ne kadar güzel olduğunu gösterirler ve çocuklara ve yaşlılara yardım ederler. Bu eylemler güzel olsa da, bazen başkalarına bir şey kanıtlama ihtiyacı varmış gibi hissettirir. Bu konuda dışarıdan düşünmek ilginç. İnsanlar bir kez yaşadığımızı söyler, ama aslında bir kez ölür ve her gün yaşarız. Öldüğümüzde, gerçekten önemli olan kalbimizde, aklımızda ve ruhumuzda olanlardır. Allah kaderimizi bilir ve sonunda başka hiçbir şey gerçekten önemli değildir.
"Her şey enerjidir, hepsi bu kadar. İstediğiniz gerçekliğin frekansına ayarlanırsanız, ister istemez o gerçekliği elde edersiniz. Başka bir ihtimal olamaz. Bu, felsefe değildir. Bu, fiziktir."