KARANLIĞIN ESİRLERİ
Kaybolmuş ruhlar, yer ve gök arasında asılı kalmış araftaki şeytanlar, gizemli mezarlar, açılan lahitler, kesilen bedenler, yeşil gözler ve biraz da yanık kokusu...
Hani Shakespeare de demiş ya: "Cehennem boş, bütün şeytanlar burada..."
Tam da Ekim ayına yakışır, fazla cürretkar sahneleriyle tüylerinizi ürpertirken merakla sayfaları aralamanızı sağlayacak harika bir kitapla geldim bugün.
Korku, heyecan ve adrenalini bazen eski bir fabrikanın köşesinde, bazen bir hastane koridorunda, bazen de el yazması kitaplarla dolu olan bir kitapçının ara sokağında soluyorsunuz. Fakat dikkat edin, kendinizi bir deneyin içerisinde ruhunuz ele geçirilmişken bulabilirsiniz... Veya mezarınızın başında bir şeytan tarafından diriltilmiş. Karıştırdığınız sayfalara da iyi bakın çünkü, eski bir lahitin açılışından, lanetlerden veya büyülerden bahsediyor olabilir.
Yanan Ruhlar, Kan Hasadı ve Kutsalların Savaşı adlı üç kısımdan oluşan bu mistik roman, sürükleyici ve kısa hikayeleriyle gizemli olayları farklı bakış açılarıyla ele alıyor. Korku filmlerinde bir grup insanın başına gelenler misali, üç bölümde de ayrı insanların başına gelen gizemli ve garip olayları okuyoruz. Metafiziğin ve parapsikolojinin de sığdırıldığı bu kitapta, Mısır ve İskandinav mitolojisine rastlarken, yer yer vahşet dolu sahnelerle gözlerimizi kapıyoruz.
Benim favorim olan son kısım Kutsalların Savaşı'nda ise insanlığa verilen bir öğüt, dini, fantastik ve mistik ögelerle doldurulmuş. Kitap ilk etapta basit cümlelerle sıradan gözükse de tüyler ürpertici bir yolculuğa bırakıyor okurunu bir anda. Üstelik bir farklılıkla...
Üç hikayede de Maral, Burçak ve Beril'in gözünden okuyoruz her şeyi. Yazarımız bir kızı kaleme alabilmeyi, iyi gözlemlerle başardığı için sıkılmıyorsunuz. Zaten kitap